KANUN YARARINA BOZMA
Nitelikli yağma suçundan şüpheliler ... ve diğerleri haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/12/2019 tarihli ve 2019/84055 soruşturma, 2019/60031 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03/06/2020 tarihli ve 2020/2455 değişik iş sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 16/02/2021 gün ve 94660652-105-34-469-2021-Kyb sayılı yazısı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11/03/2021 gün ve 2021/25540 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, şüphelilerin kardeş oldukları ve birlikte iş yaptıkları, müştekinin ise şüphelilerden borç para almakla birlikte, aldığı borç paraya ilişkin evini ve arabasını teminat olarak şüphelilere devrettiği, müştekinin borcunu ödemesine karşılık, teminat olarak verdiği evi ve arabasının kendisine iade edilmediği gibi, kendisine birden fazla zorla senet imzalatmak suretiyle, şüphelilere karşı ayrıca 440.000,00 Türk lirası borçlandırıldığı, zorla imzalatılan senetlerin de icraya konularak müştekiden tahsil edilmeye çalışıldığı iddiası ile müştekinin şikayeti üzerine yapılan soruşturma sonunda, müştekinin soyut iddiası dışında şüphelilerin üzerine atılı suçları işlediklerine ilişkin delil bulunmadığı ve müşteki ile şüpheliler arasındaki durumun hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Müştekinin şikayet dilekçesi ekinde yer alan 18/02/2018 tarihli sözleşme örneğine göre, müştekiye 110.000,00 Türk lirası borç verildiği ve borcun 20.000,00 Türk liralık kısmına dair şüphelilerden ...'ın müştekiye kefil olduğu, belirtilen borca karşılık müştekinin 1 daire ve 1 aracı teminat olarak verdiği anlaşılmakla birlikte, anılan sözleşmede müştekinin borcuna karşılık ayrıca her ay 11.000,00 Türk lirası kar vereceğinin kararlaştırıldığının anlaşıldığı, mevcut sözleşme ve müştekinin beyanları incelendiğinde; müşteki ile şüpheliler arasında alacak borç ilişkinin varlığı asıl ise de, müştekinin aldığı borca karşılık teminat vermesinin yanında, her ay için 11.000,00 Türk lirası kar ödemesinin ticari ve ekonomik hayatın olağan işleyişine aykırı olduğu gibi, fahiş bir şekilde borçlandırılan müştekinin, şüphelilerin beyanlarına nazaran borcun üstünde değere sahip ev ve arabasının şüphelilere devredilmesinin şüphelilerin eylemlerinin tefecilik kapsamında değerlendirilmesini gerektirdiği,
Söz konusu eylem ile aşırı şekilde haksız yere borçlandırılan müştekiden, ayrıca parça parça 440.000,00 Türk lirası tutarında zorla senet alındığının iddiasına ilişkin ise, müştekinin ileri sürdüğü delillerin değerlendirilmediği, nitekim, zorla senet almaya şahit olduğu iddia edilen ...'ın ve ...'nun dinlenilmediği, keza kendisine zorla senet imzalatıldığı belirtilen müştekinin eşinin de ifadesine başvurulmadığı, bahsi geçen senetlerin icra takibine konu edildiği İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2019/19444 esasına kayıtlı dosyanın ve müştekinin açmış olduğu menfi tespit davası dosyasının tespit edilerek getirtilip incelenmediği anlaşılmakla, öncelikle müştekinin ev ve arabasının devrine ilişkin resmi kayıtların temin edilerek sözleşme tarihine göre mevcut iddialar doğrultusunda değerlendirilmesi, adı geçenlerin ifadesine başvurulması, belirtilen icra ve mahkeme dosyalarının getirtilip incelenmesinden sonra sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumun tayin ve takdiri gerektiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile nitelikli yağma suçundan sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında Bakırköy 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03/06/2020 tarihli ve 2020/2455 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 14/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.