MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/3974 E., 2024/332 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bozma
Bursa 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2022 tarihli kararının sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi tarafından hükmün; 1-) Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 176/1. maddesi gereğince iddianamenin çağrı kağıdı ile birlikte sanığa tebliğ edilmesi, aynı Kanun maddesinin 4. fıkrası gereğince tebliğ ile duruşma günü arasında en az 1 hafta süre bulunmasının gerektiği, buna riayet edilmemesi durumunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 190/2. maddesi uyarınca sanığa duruşmaya ara verme hakkı bulunduğunun bildirilmesi, sanığın bu hakkını kullanmayacağını, savunma için hazır olduğunu bildirmesi halinde bu suça yönelik ayrıntılı savunmasının alınması gerekmesine rağmen, daha önce iddianame tebliğ edilmeyen ve 08.12.2021 tarihinde savunması alınan sanığa, duruşmaya ara verme hakkı olduğu hatırlatılmadan alınan savunmasına dayanılarak karar verilmek suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36, 5271 sayılı Kanun'un 176/4, 190/2 ve 289/1-i maddelerine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması, sanığın kolluk ifadesinde ve sorgu hakimliğindeki savunmasında zararı gidermek istediğini söylediği, mağdurun ise mahkemedeki beyanında zararının giderilmesini istemediğini söylediğinin anlaşılması karşısında, sanığa, mağdurun uğradığı maddi zararı makul bir sürede mahkeme veznesine depo etmesi için süre verilip, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 168/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması yerine, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi, Mağdurun işyerindeki kasadan yağmalanan 150-200 TL paranın, suç tarihi olan 2021 yılı itibariyle 'az' olmasına rağmen, sanık hakkında yağma suçundan verilen cezadan Türk Ceza Kanunu'nun 150/2. maddesindeki değer azlığı nedeniyle indirim yapılmayarak fazla ceza tayin edilmesi, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 02.08.2021 yerine 04.08.2021 olarak yazılması nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
Bozma üzerine Bursa 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2023 tarihli ve 2023/355 Esas, 2023/491 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-d, 150/2, 62/1, 53, 58, 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 24.01.2024 tarihli ve 2023/3974 Esas, 2024/332 Kararı ile sanık hakkında ilk Derece Mahkemesince kurulan bu hükme yönelik sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın isnat edilen suçta herhangi bir kastı olmadan hareket ettiğine, sanığın amacının zarar vermek olmadığına, mağdurun kışkırtması ve aşağılaması sebebiyle mağdur durumuna düştüğüne, mağdurun kendi istek ve arzusu ile sanığa maddi yardımda bulunduğuna, mağdurun şikayetinin ve zarar giderilmesi talebinin olmadığına, herhangi bir şekilde iş yeri ve eklentilerinde yağma suçunun söz konusu olmadığına, varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılmasının ceza yargılamasının amacına aykırı olduğuna, kuşkunun bulunduğu yerde mahkumiyet kararlarının verilemeyeceğine, istinaf kararını kaldırılmasına, sanığın beraatine, aksi kanaatte olunması halinde hükümlerin uygulanarak en alt sınırdan ceza verilmesine, sanık lehine cezanın ertelenmesine, en nihayetinde sanık hakkında yerel mahkemece hükmolunan ceza miktarından daha az bir ceza verilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2022 tarihli ve 2021/314 Esas, 2022/55 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 09.03.2023 tarihli ve 2022/965 Esas, 2023/629 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin kanuna aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 09.03.2023 tarihli ve 2022/965 Esas, 2023/629 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.11.2023 tarihli ve 2023/355 Esas, 2023/491 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
10.03.2026 tarihinde karar verildi.