MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/2391 E., 2024/741 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama
HÜKÜMLER : İstinaf isteminin esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1.HUKUKİ SÜREÇ
Suça sürüklenen çocuk hakkında Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.06.2022 tarihli ve 2021/344 Esas, 2022/288 Karar sayılı kararıyla kasten yaralama suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi'nin 2022/3061 Esas, 2023/1472 karar sayılı kararıyla "Suça sürüklenen çocuğa suç atması için bir neden bulunmayan katılanın aşamalardaki istikrarlı anlatımı ve dosya kapsamı dikkate alındığında olay tarihinde gece 02.30 sıralarında evine doğru giden katılanın suça sürüklenen çocuk ... ve istinaf dışı suça sürüklenen çocuk ... ile karşılaştığı, suça sürüklenen çocukların katılandan sigara istemeleri üzerine katılanın cebindeki sigara paketini suça sürüklenen çocuklara verdiği, ardından suça sürüklenen çocukların katılandan para istedikleri, katılanın bu talebe olumsuz yanıt vermesi üzerine suça sürüklenen çocukların katılanı darp etmeye başladıkları ve katılanın vücudunda ikinci derece kemik kırılmasına neden olacak şekilde yaraladıkları ve katılanan içerisinde 400 TL para ve banka kartları bulunan cüzdanını alarak olay yerinden kaçtıklarının anlaşılması karşısında, TCK 149/2 maddesi hükmü de gözetilerek suça sürüklenen çocuğun gece vakti birden fazla kişi tarafından birlikte yağma ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçlarından cezalandırılması yerine suça sürüklenen çocuğun eyleminin kül halinde kasten yaralama suçunu oluşturduğu şeklindeki hatalı değerlendirmeyle yalnızca kasten yaralama suçundan hüküm kurulması" gerekçesiyle bozma kararı verildiği, akabinde bozmaya uygun şekilde Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.07.2023 tarihli ve 2023/201 Esas, 2023/256 Karar sayılı kararıyla nitelikli yağma ve kasten yaralama suçlarından mahkûmiyet hükmü kurulduğu, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi'nin 26.03.2024 tarihli ve 2023/2391 Esas, 2024/741 Karar sayılı kararıyla istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
2. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükümler yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge Adliye Mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ......
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi'nin 2022/3061 Esas, 2023/1472 karar sayılı kararında, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca bozma sebebi olarak gördüğü hususlar hakkında duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin bizzat değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
3. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk ve müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi'nin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
10.03.2026 tarihinde karar verildi.