MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/240 E., 2023/804 K.
SUÇ : Dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğuna zarar verme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
1- Hata hükümleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 30. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;
“Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.” denilmektedir.
Madde gerekçesinin ilgili bölümünde ise;
“Birinci fıkrada suçun maddî unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddî unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur. Örneğin, kişi vestiyerden kendisininki zannederek başkasının paltosunu alır. Keza, kişi gece karanlığında vahşi bir hayvan zannıyla hareketli bir cisme ateş eder. Ancak, gerçekte bu hareket eden cisim bir insandır ve dolayısıyla; bu insan ölür veya yaralanır. Örnek olarak verilen bu olaylarda failin bilgisi gerçeğe uysaydı; işlediği fiil haksızlık teşkil etmeyecekti. Bu nedenle hata hâlinde kasten işlenmiş bir suçtan söz etmek mümkün değildir.
Fıkrada ayrıca, maddî unsurlarda hata hâlinde, taksirle sorumluluğa ilişkin hükme yer verilmiştir. Buna göre, meydana gelen neticeye ilişkin olarak gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsaydı böyle bir netice ile karşılaşılmazdı şeklinde bir yargıya ulaşılabiliyorsa; taksirle işlenmiş bir suç söz konusu olur. Ancak bu durumda neticenin taksirle gerçekleştirilmesinin kanunda suç olarak tanımlanmış olması gerekir. Bu nedenle, kendisinin sanarak başkasının çantasını alan kişinin yanılgısında taksirin varlığı kabul edilse bile; kanunda hırsızlık fiilinin ancak yararlanma kasdıyla işlenebileceği belirtildiği için; böyle bir olay dolayısıyla ceza sorumluluğu doğmayacaktır. Buna karşılık, av hayvanı zannederek gerçekte bir insana ateş edip onun ölümüne neden olan kişinin bu hatasında taksiri varsa, adam öldürme kanunda taksirle işlenen bir suç olarak da tanımlandığı için, böyle bir olayda fail, taksirle adam öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulacaktır.” açıklamasına yer verilmiştir.
Failin tasavvuru doğru olsa idi fiili, eylemi haksızlık teşkil etmeyecek ise hatadan bahsedebiliriz. Bu hata suça ilişkin kastı ortadan kaldırmaktadır. Dolayısıyla kasten işlenen suçtan bahsedemeyiz. (Teorik ve Pratik Tüm Yönleriyle Yağma, ..., s. 417)
Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, tarafların bina ve bahçe sınır komşuları olduğu, sanığın katılana ait 3 adet ceviz ağacını kestiği, söz konusu ceviz ağaçlarının eğimli şekilde iki bahçenin ortasında dikilmiş bulunduğu, keşif zabtında dinlenilen komşu tanık ...'ın, "...Ben sanık ile yaklaşık 35 yıldır, aynı apartmanda komşuyum müşteki ise yan apartmandan komşum olur, ben apartmanın arkasında kalan bahçedeki sınırı bilmiyorum, suça konu ceviz ağaçlarını kimin kestiğini görmedim. Ağaçların kim tarafından dikildiğini de bilmiyorum. Ayrıca benim evimin camından bakıldığında arka bahçeyi net bir şekilde görüyorum. Ben burada oturduğum süre zarfında bu ağaçları birilerinin sahiplendiğini, yada meyveleri topladığını görmedim. Sanığın arka bahçede küçük bir bahçesi var, ancak bu bahçenin hangi parsel içinde kaldığını bilmiyorum. Yine suça konu cevizlerin meyvelerini müştekinin topladığını da görmedim. Bu ağaçlar yıllardan beri orada durur. Meyveleri altına dökülür ancak kimse sahip çıkmaz, toplamaz" dediği, "Önceki beyanlarımı tekrar ederim. ben apartman arkasında kalan cevizleri kimin diktiğini bilmiyorum ancak eşim rahmetli olmadan öncesinde bana cevizler ...'in derdi" şeklindeki beyanları da birlikte değerlendirildiğinde sanığın kendisine ait olduğunu zannederek ceviz ağaçlarını kestiği savunması karşısında; suçun esaslı unsurlarında hata yaptığı anlaşıldığından, hakkında 5237 sayılı Kanun'da düzenlenen hata hükümlerinin tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, KDZ.Ereğli 2. Asliye Mahkemesi hükmünün 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 304/1. maddesi uyarınca KDZ.Ereğli 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.