MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/2372 E., 2025/1888 K.
SUÇ : Kamu malına zarar verme
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1.HUKUKİ SÜREÇ
Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkındaki Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29.11.2021 tarihli ve 2020/1522 Esas, 2021/2264 Karar sayılı kararının Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin 2022/853 Esas, 2023/1288 Karar sayılı kararıyla "1-Suça sürüklenen çocuk ve sanığın olay sırasında kullandıkları belirtilen patlayıcı maddeler hakkında düzenlenen Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 07/12/2020 tarih ve 2020/452 sayılı uzmanlık raporu da gözetilmek suretiyle Adli emanete alınan suça konu eşyanın uzman bilirkişiye tevdii edilerek, suça sürüklenen çocuğun ve sanığın olay sırasında kullandıkları patlayıcı maddenin 5237 sayılı TCK'nın 174/1. Maddesi kapsamında patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı madde niteliğinde ve TCK.nun 174/3 maddesi kapsamında belirtilen önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde olup olmadığı hususunda rapor aldırılmasından sonra suça sürüklenen çocuk ve sanığın hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,
2-Suça sürüklenen çocuk ve sanık haklarında; olay tarihinde motosikletle olay yerine geldikleri, yanlarında getirdikleri molotofu asfalt yola attıkları, daha sonrasında gelmiş oldukları motosiklet ile hızla uzaklaştıkları anlaşılan olayda; sanık hakkında Kamu malına zarar vermeye teşebbüs ve tehlikeli maddeleri bulundurma suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; dosya kapsamında beyanı alınan tanıkların ve suça sürüklenen çocuğun ve sanığın asfalt yola zarar verme kastıyla molotofu attıklarına dair beyanlarının bulunmaması, bu şekilde asfalt yola zarar verme kastıyla hareket ettiklerine dair başkaca bir delil bulunmaması karşısında; sanığın eyleminin bir bütün halinde TCK'nın 174. Maddesi kapsamında düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi..." gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği,
Bozma kararı üzerine Kilis 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27.01.2025 tarihli ve 2024/576 Esas, 2025/95 Karar sayılı kararı ile mala zarar verme suçu yönünden verilen beraat kararına yönelik istinaf isteminin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin 10.06.2025 tarihli ve 2025/2372 Esas, 2025/1888 Karar sayılı kararı ile esastan reddedildiği anlaşılmaktadır.
2. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin 2022/853 Esas, 2023/1288 Karar sayılı kararında, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca bozma sebebi olarak gördüğü hususlar hakkında duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin bizzat değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
3. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine.
10.03.2026 tarihinde karar verildi.