MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/62 E., 2025/271 K.
SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bozma
Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2021 tarihli sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık müdafiince istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın sanık müdafii tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 07.01.2025 tarihli kararı ile, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde Diyarbakır Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanık ...'ın duruşmalardan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı 23.11.2021 tarihli son oturumda hazır bulundurulmaması suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 1 93... . maddelerine aykırı davranılarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması sebebiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
Bozma üzerine Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli ve 2025/62 Esas, 2025/271 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun'un) 149/1-a-d-h, 35/2, 53, 58... . maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığına, suçun manevi unsurların oluşmadığına, mağdurların beyanı dışında başka bir delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin AİHS 6/2, Anayasanın 48/4. maddesinin gözetilmesi gerektiğine, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, yeterli delil toplanmadan hüküm kurulduğuna, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan haklarını hukuksuz yere kullanmaktan yoksun bırakıldığına, mahkumiyet hükmünün hakka, hukuka ve kanunlara aykırı olduğuna, kararın kaldırılması, sanığın beraatine ve lehe hükümlerini uygulanmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulu'nun takdiri ile ilk derece mahkemesinin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın, olay tarihinde alacağını tahsil etmek amacıyla ...'nin evine gittiği, ...'yi bulamayınca kendisini eve alan ...'nın eşi ve kızları olan mağdurları, bu alacağı tahsil etmek amacıyla silah ile tehdit ettiğinin kabul edildiği somut olayda;
Sanığın tüm aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, mağdurların beyanlarından sanık ile ... arasında alacak ilişkisinin bulunduğunun anlaşıldığı, mağdur ...’nin emniyetteki beyanında “şahıs bana baban nerede diye sordu, ben de kendisine babam evde değil, nerede olduğunu bilmiyorum diye cevap verdim, şahıs bana inanmayarak yalan söylüyorsunuz dedi” şeklinde beyanda bulunduğu, mağdur ...’nin mahkemedeki beyanında ise kapıyı açtığı sırada sanığın kendisine “eşini mi saklıyorsun benden” dediğini ifade ettiği, bu suretle sanığın ...’nin mağdurlar tarafından saklandığını düşündüğünün sabit olduğunun anlaşıldığı, bu durumda sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 150/1. maddesi delaletiyle nitelikli tehdit suçu kapsamında kaldığı gözetilmeden nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı bulunduğu anlaşılmıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
03.03.2026 tarihinde karar verildi.