MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/1501 E., 2025/22 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 01.02.2018 tarihle ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 99. maddesi uyarınca takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede;
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.05.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/181 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1. maddesi delaletiyle 149/1-c-d, 53, 58. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. İstinaf
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 15.09.2025 tarihli ve 2025/1501 Esas, 2025/22 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... ve sanık müdafilerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı davranıldığına, sanık aleyhine hüküm kurulmasına rağmen kararın dayandığı delillerin kesin yeterli ve her türlü şüpheden uzak olmadığına, sanığa yüklenen eylemlerin unsurlarının oluşmadığına, en hafif ihtimalle farklı bir suç tipi kapsamında değerlendirilebileceğine, yerel mahkemin eylemi hukuki niteliğini hatalı değerlendirdiğine, gerekçesinin 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesinde öngörülen açıklık ve yeterlilikten uzak olduğuna, istinaf mahkemesinin kararında dosyada mevcut savunmaların ve lehlerine olan delillerin yeterince tartışılmadığına, bu durumun 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırı hali kapsamında olduğuna, cezanın eylemin ağırlığı ile orantılı olmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak takdir hakkına sanık aleyhine kullanılmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, sanığın tutuklu olduğuna ölçülülük ilkesinin gözetilmediğine, tutukluluğun devamına karar verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ile bağdaşmadığına, kararın bozulması ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Öncelikle kanaate dayanılarak sanığın suçsuz olabilme hissiyatı ve vicdanı kanaatinin 5237 sayılı Kanun kapsamında en ağır suçlardan biri olan silahlı yağma suçu ile suçlanmasına rağmen hüküm verilene kadar tutuklanma ve tutukluluğa sevk edilmediğine, sanığın aşamada verdiği ifadelerde herhangi bir suç ikrarında bulunmadığına, suçu bir anlık kabul etmemekle birlikte gerçekten bir olay yaşandıysa bile bu sanık tarafından meydana getirilen bir fiil olmadığına, diğer sanık ... tarafından meydana getirilen bir hadise olduğuna, diğer sanık ...'in aşamalarda sanık ... hakkında suçlayıcı en ufak bir beyanda bulunmadığına, sanığın evine girdiğine yönelik bir inkara girmediğine, kamera kayıtlarının evin içinde ne olduğuna ilişkin bir görüntü barındırmadığına, evde ne olduğunu net bir şekilde bilinmemesine rağmen varsayıma ve çıkarıma dayanılarak ceza tayinin kıyas yasağının ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin somut örneği olduğuna, şayet katılan yalan söylüyorsa gerçekliğini asla teyit edilemeyecek bir ifadeye dayanılarak ceza tayinin hukuk sistemi ile örtüşmediğine, sadece katılanın beyanına itibar edilmesinin doğru bir hukuki uygulama olmadığına, tanıkların olay yerinde olmadığına tanıkların yönlendirilmemiş olmalarının garantilerinin bulunmadığına, katılanın beyanını doğrulayacak bağımsız üçüncü kişinin mevcut olmadığına, sanığın kendisinin suçsuz olduğunu ispatlamakla mükellef olmadığına, amaç korkutmak ise iddia edilen silahın bunun için yeterli olduğuna, amaç katılanı bağlamak ise bir kişinin bu eylemi istediği gibi gerçekleştirebileceğine, üç kişinin eylemi gerçekleştirmiş olmasının mantıklı bir izahatinin bulunmadığına, sanığın sıfatının tam olarak tayin edilmediğine, sanık bu suç işlediyse suçun yardım edeni olma ihtimalinin gözardı edildiğine, silahın hakimiyetinin sanık ...'ta olduğuna ve silah bulunduğunu bildiğine ilişkin en ufak bir tespitin bulunmadığına, bu durumda hiç olmazsa sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, somut delil olmaksızın bu denli hürriyeti bağlayıcı ceza almasının adil olmadığına, kanunun ruhuna, anayasaya, hukuk normlarına aykırı olduğuna, öncelikle herhangi bir adli kontrol kararı olmaksızın aksi halde ise gerekirse ev hapsi dahil olmak üzere bir veya birden fazla adli kontrol şartının sanığa uygulanarak tahliyesine, ilk derece mahkemesinin kararının bozularak beraatine, eksik delillere dayanılarak verilen kararın tekrardan görüşülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi talebine ilişkindir.
Sanık ...'ın Temyiz İstemi
Verilen kararın kanun ve usule aykırı olduğuna, katılanın evine hep birlikte girdiklerine, ancak kendisi ve diğer sanık ...'ın daha önce çıktığına, çıkmalarının sebebinin sanık ...'in katılanla para nedeniyle tartışma çıkarması olduğuna, CD kayıtlarından bu hususun anlaşıldığına, kolluk görevlilerin kendisini katılanın senet yazması olduğuna, kolluk kuvvetleri çağrıncaya kadar bu konuda bilgisi olmadığına, sonradan sanık ...'in katılana senedi verdiğine, şikâyetini geri çekmesi için tehdit ettiğini öğrendiklerine, yağma suçunu işlemediklerine, dosyada usulsüzlük bulunduğuna, CD kayıtlarının ve dosya delillerinin tekrar incelenmesi talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Her ne kadar Tebliğname'de katılanın aşamalarda değişen, tanık beyanlarıyla teyit edilmeyen anlatımları dışında katılandan senet ve belge dışında zorla bir eşyasının yağmalandığına dair delil bulunmadığı, suça konu senet ve belgenin de soruşturma safhasında rızaen teslim edilmesi nedeniyle sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle hükümlerin bozulması yönünde görüş bildirilmiş ise de; mağdurun olay tarihi itibariyle 71 yaşında bulunduğu, olayın sıcaklığı ve yaşı itibariyle birtakım ayrıntıları sonradan hatırlamasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, nitekim mahkemede hazırlık beyanı okunup sorulduğunda emniyette ilk defa böyle bir olayla karşılaştığı için eksik ifade vermiş olabileceğini belirttiği, katılanın sanığa isnatta bulunmasını gerektirecek herhangi bir husumetinin bulunmadığı, ayrıca ek emniyet beyanında saatinin de alındığını ileri sürmesine karşın mahkeme aşamasında yaptığı kontrolde saatin koltuk arasına düşmüş olduğunu tespit ettiğini ve “sanıklar mı aldı, koltukların arasına sanıklar mı düşürdü, ben mi düşürdüm bilemiyorum” şeklindeki açıklamasıyla kendi iddiasını sanıklar aleyhine ağırlaştırma yönünde ısrarcı davranmayıp bilakis olayın oluşuna ilişkin tereddüdünü ortaya koyduğu, bu halin katılanın bilinçli ve kötüniyetli bir suç isnadında bulunmadığını gösterdiği, bu itibarla iki adet pırlanta yüzüğün alındığına ilişkin beyanlarına da itibar edilmesi gerektiği, katılanla birlikte yaşayan tanık ...’ın kendi odasına girilmediğini ancak katılanın odasının dağınık olduğunu gördüğünü beyan ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, senetler ve belgeler dışında iki adet pırlanta yüzüğün de yağmalandığının sabit olduğu, bu nedenle sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının hukuka uygun bulunduğu anlaşıldığından Tebliğname’de bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin ve dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükümünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık ..., sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin kararında, sanık ..., sanık ... müdafii ve sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288. ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN AYRI AYRI ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
03.03.2026 tarihinde karar verildi.