MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/5199 E., 2025/166 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : Esastan ret ve düzeltilerek esastan ret
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.06.2025 tarihli ve 2023/49 Esas, 2025/246 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1. maddesi delaletiyle 149/1-a-c-h, 53, 58... . maddeleri uyarınca 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsubuna; suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37/1. maddesi delaletiyle 149/1-a-c-h, 31/3, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsubuna karar verilmiştir.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Ceza Dairesinin, 01.10.2025 tarihli ve 2025/5199 Esas, 2025/166 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun "5275 sayılı Kanunun 108/2. maddesindeki düzenleme uyarınca, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve 1 yıl hapis cezası ile mahkumiyete ilişkin olması nedeniyle daha ağır ceza içeren ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/311 esas ve 2020/96 karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeyip, yazılı şekilde daha az ceza içeren ilamın tekerrüre esas alınması hukuka aykırı ise de, aleyhe istinaf başvurusu olmadığından, bu hususun eleştirilmesi ile yetinilmiştir." eleştirisi ile esastan reddine; suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesinde kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun "Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk ... hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. maddesi uyarınca sosyal inceleme yaptırılmaması ve sosyal inceleme raporu aldırılmama nedeninin gerekçeli kararda belirtilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de; suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını doldurmuş olması nedeniyle telafisi mümkün olmadığından bu hususun eleştirilmesi ile yetinilmiştir." eleştirisi ile "suça sürüklenen çocuk ile ilgili olarak, 5237 sayılı Kanun'un 53/4.maddesi uyarınca aynı Yasa'nın 53.maddesinde yer alan hak kısıtlamalarına dair hükmün uygulanamayacağı gözetilmeden, yağma suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde gösterilen hak yoksunluklarının uygulanması kanuna aykırı ise de; İhlalin ve hukuka aykırılığın duruşma açılmaksızın düzeltilmesi mümkün olduğundan, suça sürüklenen çocuk hakkında yerel mahkemece yağma suçundan kurulan hüküm fıkrasının (B) bendinde yer alan 5. paragrafının hükümden çıkartılması suretiyle; CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;" karar verilmek suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın Temyiz İstemi
Olay günü evinde olduğuna, alkol alıp dışarı çıktığında suça sürüklenen çocuk ve sanığı gördüğüne, çam ağacı almaya gittiğine, tuhafiyeden çıkıp eve giderken ayakta duramadığı için kendisine yardım ettiklerine, eve giderken sanığın koluna girdiğine, suça sürüklenen çocuğun yanlarından ayrıldığına, yanına yüzü kapalı iki kişi geldiğine, mağdurun önünü kesip bir şeyler aldıklarına, suça sürüklenen çocuğa neden böyle birşey yaptıklarını sorduğunda suça sürüklenen çocuğun sen niye karışıyorsun deyip silahla kafasına vurduğuna, bayıldığına, çevredekilerin kendisini araca alıp götürdüklerine, tanıkların kendi lehine tanıklık yaptıklarına, gerekli kararın verilmesi gerektiği istemine ilişkindir.
Sanık Müdafii Av. ...'ın Temyiz İstemi
Sanığın atılı suçu işlediğine dair mağdur beyanı dışında somut delil bulunmadığına, olay anına ilişkin güvenlik kaydının bulunmadığına, sanık aleyhinde beyanda bulunan kişilerin ise dosyanın diğer şüphelileri olduğuna, sanıkların birbirini suçlayıcı ve çelişkili beyanlarının hükme esas alınabilmesi için bu beyanların dosyadaki diğer delillerle tam olarak örtüşmesinin gerektiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmesi gerektiğine, cebir ve tehdit olgusunun birlikte gerçekleştiği ya da gerçekleşip gerçekleşmediği, en önemlisi ise cebir ve tehditin kim tarafından gerçekleştiği belirlenmeden tüm sanıklar hakkında müştereken faillikten hüküm kurulduğuna, Kamera kaydı, Mağdurun teşhisi bulunmadan mahkeme tarafından bu kanıya nasıl ve hangi şekilde ulaşıldığının muallak olduğuna, mahkeme gece vakti ağırlaştırıcı nedeninin oluştuğunu kabul etmişse de bu tespitin eksik ve tek yönlü değerlendirmeye dayandığına, bu yönde herhangi bir bilirkişi incelemesi ya da teknik tespit yapılmadığına, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğuna, sanığın tahliyesine, kararın kaldırılmasına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesine, bu mümkün değil ise aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte cezanın alt sınırdan verilmesi ve lehe olan hükümlerin uygulanması istemine ilişkindir.
Sanık Müdafii Av. ...'ın Temyiz İstemi
Kararın gerekçesinin usule ve esasa aykırı olduğuna, mağdurun olay sırasında karanlık ortamda kimseyi görmediğini, sanıkları tespit edemediğini ifade etmesi karşısında kamera görüntülerini tek başına suçun sübutuna yeterli olmadığına, sanığın suçla bağının kanıtlanamadığına, sanık ile mağdurun aynı mahallede ikamet ettiğine, mağdurun, daha önceden tanıdığı sanığın babasına sanığın suç işlemeyeceğini, aynı mahallenin insanı olduğunu sonradan anladığını, sanığın yapmış olması halinde ise havanın karanlık olması halinde simaen dahi olsa sanığı tanıyabileceğini beyan ettiğine, bu konuda ifadesi alınmayarak eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın olaya engel olmaya çalıştığının açık olduğuna, yerel mahkeme ve İstinaf çelişkili ve birbirini doğrulamayan suça sürüklenen çocuk beyanlarının tevilli ikrar olarak değerlendirerek fiili ayrım yapmadan sanığı müşterek fail olarak kabul ettiğine, bu hususun cezaların şahsiliği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve masumiyet karinesi ilkelerine aykırı olduğuna, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, olay anına ilişkin güvenlik kamera kaydının bulunmadığına, sanık aleyhine beyanda bulunan kişilerin dosyanın diğer şüphelileri olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmediğine, sulh ceza mahkemesinin şüphelinin ifadeleri kapsamında atılı suça iştirak ettiğini gösterir müşteki beyanı haricinde başkaca somut bir delilin bulunmaması sebebiyle tahliyesine karar verdiğine, gece vakti ağırlaştırıcı nedeninin bilirkişi incelemesi veya teknik tespit yapılmadan uygulandığına, maddi gerçeği ortaya koyacak nitelikte kesin, yeterli, inandırıcı ve sanıkla suçun bağını açıkça kuran delillerin bulunmadığına, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenin cebir ve tehdit olgusunu kim tarafından gerçekleştirildiğini, mağdur üzerinde nasıl bir etki yarattığını belirlemeden tüm sanıklar hakkında müşterek failik kararı verdiğine, dosyada yer alan ve haksız şekilde delil niteliğine dahil edilmeye çalışılan delillerin çelişkili olduğunu, haksız şekilde üst hadden ceza verildiğine, maddi delillerin tekrardan incelenmesi ve sanık hakkında delil eksikliği sebebiyle hükmün bozulması gerektiğine, duruşmada tartışılmayan delillerin hükme esas alınarak hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesine aykırı davranıldığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, istinaf incelemesinin yüzeysel yapıldığını, ilk derece mahkemesinin kararında sanığın suçu işlediğine dair hangi somut delillerin esas alındığını açıklanmadığına, yalnızca birlikte hareket ettikleri kanaatine varıldığına denildiğine, gerekçesiz veya yetersiz gerekçeyle kurulan mahkumiyet kararlarının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanması gerektiğine, sanığın alkollü olduğuna, suç işleme iradesinin bulunmadığına, suçu işleyen kişilere engel olmaya çalıştığına, tanık ...'ın da sanığın yorgun göründüğüne ancak iş bu yorgunluğun aslında alkol sebebiyle olduğuna, olay sonrası alkolün etkisinden kurtarmak için tanıkların sanığı evine götürdüğüne, sanığın olay esnasında çok alkollü olduğunu kamera kayıtlarında da görüldüğüne, tanıkların lehine verdiği ifadelerin gözetilmesi gerektiğine, kararın bozulmasına, sanığın beraatine, aksi kanaat halinde eksik araştırma nedeniyle dosyanın yeniden incelenmek üzere yerel mahkemeye iadesine, yargılama giderlerinin sanık üzerinde bırakılmamasına karar verilmesi isteminden ibarettir.
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi
Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu kararda aynı gerekçelerle farklı sonuçlar bağlayarak eşitlik ilkesine aykırı davrandığına, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde gösterilen hak yoksunluklarının uygulanması kanunu aykırı bulunduğunu, kararın düzeltilerek onandığına, diğer suça sürüklenen çocuk ... hakkında ise hak yoksunluğuna karar verilmesi nedeniyle kararın bozulmasına karar verildiğine, sanığın tüm aşamalarda suçlamaları reddettiğini, dosyada suçu işlediğine dair hiçbir somut delil bulunmadığına, mağdurun kendisine yönelen eylemi gerçekleştiren kişileri teşhis etmediğine, suça sürüklenen çocuğun mağdura karşı suç teşkil edecek bir eylemi olmadığı gibi buna ilişkin bir görgü tanığı ya da mağdur beyanının olmadığına, mahkemenin varsayımlara dayanılarak mahkumiyet hükmü verdiğine, diğer sanık ve suça sürüklenen çocuğun suç atımı kendilerini kurtarma saiki ile yapılmış olup beyanlarının hükmü esas alınamayacağına, kabul anlamına gelmemekle birlikte olayın gece saatlerinde gerçekleştiği kabul edilerek fazladan cezaya hükmedildiğini, istinaf kararından usul ve kanunu aykırı olduğuna, kararın bozulması ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin ve sanık hakkında dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükümünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık, sanık müdafileri ve suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda düzeltme dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
2. Suçu birlikte işleyen sanık ve suça sürüklenen çocuk neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine, 5271 sayılı Kanun'un 326/2. maddesine aykırı biçimde "Yargılama giderinin sanık ve suça sürüklenen çocuklar'dan eşit oranda tahsiline" şeklinde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve bu aykırılığın düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık, sanık müdafileri ve suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Ceza Dairesinin, istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin hüküm (E) fıkrasından "yargılama giderlerinin sanık ve SSÇ'lerden eşit oranda tahsili ile hazineye gelir kaydına" kısmı çıkarılarak yerine, "sanık ve SSÇ'lere sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinin ayrı ayrı yükletilmesine" tümcesi yazılmak suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
10.03.2026 tarihinde karar verildi.