(743 S. K. m. 73, 270, 720, 722, 748)
Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı Vakıf davasına dair karar Davacılar Vekili Av. Z. E. ve Davalı İdare Vekili Av. Ş. Ü. taraflarından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar, Hicri 1013 tarihli Saruhan Sancakbeyi Bostan Çavuş Zade Hüseyin Bey Vakfının evlatlarında olduklarını ve vakfiye hükümlerine göre, erkek evlatların intifa ve kızların sükna hakkına sahip bulunduklarını beyanla intifa ve sükna haklarının tespitiyle müstahikki tevliyet bulunduklarının sübutunu ve erkek evlat M.A.A. ya vakıf gailesinden ayda 1200 lira verilmesini ve kızların sükna hakkının aynen tanınması mümkün olmadığı takdirde vakıftan elde edilen gelirden ve bankadaki mevduattan her biri için her ay 1000 liradan aşağı olmamak üzere bir para tahsilini ve bunlardan H. idareye 1969 senesinde müracaat etmiş olmakla fazlaya ait kısım mahfuz kalmak şartıyla bu müddet içindeki kaybı 15000 liranın faizi ile tahsilini talep etmişlerdir.
Mahkemece; davacıların müstahakkı tevliyet bulunduklarının sübutuna ve vakfiyede ön batın şartı olduğundan ve davacı M.nin amcası halen sağ bulunduğundan M.nin intifa hakkı hususundaki talebi ile olayın niteliğine ve dava safahatına göre yerinde görülmediğinden davacı H.nin 15.000 liranın tahsili hakkındaki talebinin reddine ve vakfın gelir fazlasının kaç lira olacağı evvelce tayin edilemeyeceğinden kız evlatların sükna haklarına mukabil münasip bir meskende oturmaları için kendilerine Vakıflar Umum Müdürlüğünce münasip bir tahsisat bağlanmasına karar verilmiş ve hüküm davacılar vekili ile davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz olunmuştur.
1- Hicri Ramazan 1013 tarihli vakfiyede, vakfedilen iki evle iki değirmenin tasarruf ve tevliyeti vakıfa ve onun ölümüyle kızı H. ye ve onunda ölümüyle erkek evladın en reşit ve en tekva sahibi olan oğlunun en layık ve en büyüğünün mutasarrıf olacağı ve (tabakatı evvelde evladı Z. var iken tabakatı saniyede olanlar gerek sükna ve gerekse asiyap gallatma teaddi ve tasaddi) etmeyeceği ve bilahare en salih ve layık olan kimselerin mutasarrıf olacağı ve süknaya tam ihtiyaç ve muhtaç olan kız evlatlar oturursa makbul sayılacağı ve her batnı evvelin batnı saninin süknada istifadesini önlediği ve erkek evladın (batnen bade batnin ve karnen bade karnin) mutasarrıf olup aharı tasarrufa karıştırmayacakları, yani birinci batından olanlar inkiraz bulmadıkça ikinci batıdan olanların istifade edemeyeceği ve bilahare müstahak evlat tabakasından en dürüst ve en dindarını mutasarrıf olacağı ve erkek evlattan hiç kimse kalmazsa yalnız süknaya muhtaç kız evladın sakin olacağı yazılmıştır.
Dosyada mevcut 24.2.1935 tarih 704 esas 358 sayılı veraset senedine göre, 1325 de tevliyet kendine tevcih edilen M.nin oğlu N.nin torunu İ.nin çocuğu N. 30 sene evvel ölmekle veraseti çocuğu İ. A. ve H. ye kalmıştır. Davacı M. bunlardan İ.nin oğludur. Vakıf yazısına göre amcası A. halen sağ olup vakıftan intifa hakkı almaktadır. Vakfiyede batın şartı olmakla ve amcası A. sağ bulunmakla davacı M.nin vakıftangalle alması mümkün değildir. Bu sebeplerle M.nin intifa hakkı talebinin reddine karşı ileri sürülen temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
2- Yukarıda yazılan vakıf şartlarına göre: vakfedilen taşınmazların tasarruf ve sükna hakları batın şartı da olmak üzere erkek evlatlara meşruttur. Ancak H.nin batınlarından en salih ve en layık olan erkek evlat mutasarrıf iken, kız evlatlardan ihtiyaç sahibi muhtaç olanlar otururlarsa bu oturma makbul sayılacaktır. Buna göre tasarruf ve sükna hakkı erkek evlada tanınmış ve kızlardan muhtaç olanların oturmasına müsamaha gösterilmiştir. Yoksa kız evlatlara mutlak bir sükna hakkı tanınmamıştır. Bu husus vakfiyenin şartlarının en sonunda erkek evlattan hiç kimse kalmasa yalnız muhtaç kız evladın sakin olabileceği tasrih edilmek suretiyle de teyit olunmuştur. Buna göre, kız çocukların mutlak sükna hakları bulunduğunun kabulü yerinde değildir.
Kaldı ki vakfedilen ve sükna hakkı konusu olan evler, dosya münderecatına ve dosya arasında bulunan 15.12.1937 tarihli bilirkişi raporuna göre harap olarak yıkılmış ve arsa haline inkılap etmiştir. Medeni K.nun 748. maddesinin 2. fıkrasına göre, kanunda hilafı yazılı olmadıkça gerek intifa ve gerekse sükna hakkı irtifak hakkının nevilerinden bulunduğundan, intifa hakkına dair olan hükümler, sükna hakkında da aynen uygulanacaktır. İşbu madde delaletiyle Medeni K.nun 720. maddesinin 1. fıkrası gereğince, sükna hakkı tesis olunan taşınmaz tamamen ziyana uğradığından sükna hakkı sakıt olmuştur. Ancak bu hak sakıt olduktan sonra arsa halinde bulunan yer, açılan yollar sebebiyle parçalara ayrıldıktan sonra 1325 senesinde mütevelli M. ve ondan sonra M. tarafından bina yapılmıştır. Ahkamülevkafta da kabul edildiği veçhile, mütevelli bu yeri kendi nefsi için yaptığını söylemediğinden ve bu hususta sükut ettiğinden yapılan bina vakıf sayılmış ve bundan gaile hak sahibine tanınmıştır. Ancak bu binada sükna mümkün değildir. Evvelki sükna hakkı konusu binalar harap olarak yıkılmış ve sükna hakkı sona ermiş olmakla, sükna hakkına müsait olarak yapılmayan yeni binada sükna hakkı tanınması düşünülemez. Zira yeni bina yapılması eski vakfın istibdali mahiyetinde değildir. Esasen istibdal şart edilmemiş ve şartları da mevcut bulunmamıştır. Vakıfın arzusu ise, intifa hakkı verilmek suretiyle devam ettirilmektedir, izah edilen şekilde sükna hakkı sona ermiş ve yeni binada sükna hakkı bahis konusu bulunmamış olmakla sonradan binanın bir kısmının istimlak edilip bedelinin bankaya yatırılması sebebiyle Medeni K.nun 722. maddesine istinaden bu bedel üzerinde hak iddia etmeleri de mümkün değildir. Bu bakımdan, kız evlatlar için dahi şart edilmiş olan batın şartı araştırılmadan kendilerine Vakıflar idaresince münasip bir tahsisat bağlanmasına karar verilmesi yerinde değildir.
3- Kız evlatlardan H.nin İdareye 1969 senesinde müracaat ettiğinden bahisle kaybı olan 15.000 liranın tahsili hakkındaki talebinin reddi, iki sayılı bentte yazılı nedenlerle yerinde olup, bu cihete yöneltilen temyiz itirazları da varit bulunmamaktadır.
Davacı M. A. A. ya vakıf gailesinden 1200 lira verilmesi talebi ile Davacı H. Y. ye uğradığı zarar 15.000 liranın verilmesi hakkındaki talebin reddine dair verilen hüküm kısmının 1 ve 3 numaralı bentlerde gösterilen nedenlerle ONANMASINA ve davacı H. Y. ile Z. A. N. B. ye sükna haklarına mukabil Vakıflar Genel Müdürlüğünce münasip bir tahsisat bağlanmasına dair verilen hüküm kısmının 2 numaralı bentte yazılı sebeple bozulmasına ve aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden Davacılardan alınmasına 12.05.1975 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy