(743 S. K. m. 658) (1086 S. K. m. 186)
Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şuf' a davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, Şufa konusu olan 15 adet taşınmaz malın davanın açılışından sonra 3. kişilere satışı sebebiyle tazminat isteminden ibarettir. Mahkemece, dava konusu 1547 parselde davalının paydaş olmaması ve diğer 14 adet parselde, davalının satışı kötü niyetle yaptığı iddia ve ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiş ve hüküm yalnız 14 adet parsel hakkındaki tazminat davasının reddi sebebiyle davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, paydaş Esad B.'ndan 13 payı 21.1.1970 tarihinde satın olan davalı aleyhine 10.6.1970 tarihinde Şufa davası açtıktan sonra, davalının Şufa konusu payları 9.10.1970 tarihinde 3. kişilere sattığından bahisle HUMK.nun 186. maddesi gereğince davasını tazminata çevirerek 18.2.1974 tarihli dilekçesi ile satılan parsellerin tamamının 1563 metrekare olmasıyla, vergi beyannamesinde gösterilen metrekaresi 40 liradan tutarı 62.500 liranın davalıdan tazminat olarak alınmasını istemiştir.
Davalı, dava konusu parselleri 3. kişilere Şufa davası açıldıktan sonra satmış olmasına göre, kendisinin kötü niyetli bulunduğunu iddia ve ispat etmeye kanuni bir lüzum yoktur. HUMK.nun 186. maddesi hükmünce tazminata çevrilmiş ve satın alan 3. kişilere yöneltilmemiştir. Eğer satın alan 3. kişilerden tazminat istense idi, onların kötü niyetli bulunup bulunmadıklarının incelenmesi zorunlu olurdu. Bu bakımdan çok isteğin içinde azında mevcut olacağı düşünülerek, davacının tazminat isteğinin incelenmesi ve sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, davalının kötü niyeti iddia ve ispat olunmadığından bahsiyle davanın reddi Usul ve Kanuna aykırıdır.
Son hükmünde yazılı nedenlerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy