(743 S. K. m. 659)
Dava, Şufalı payların davacı adına tescili isteminden ibarettir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
27.4.1971 ve 29.3.1974 tarihinde tapuda yapılan satışları, açılan izale-i şüyuu davası sebebiyle öğrenildiği ileri sürülerek 30.4.1974 tarihinde Şufa davası açılmıştır. Davalı, davacının ilk satışı daha önce öğrendiğini bunun hakkında süresinde Şufa hakkı kullanılmadığından taşınmazda paydaş olduğunu, bu nedenle paydaşlar arasında Şufa ceryan etmeyeceğinden son satış için de Şufa hakkını kullanılamayacağını savunmuştur. Davalının savunması tahakkuk ettiği takdirde davanın reddi gerekir. Zira ilk satış nedeniyle Şufa hakkı kullanılmadığından bu durumda davalı paydaş olacağından son satış nedeniyle Şufa hakkı kullanılamaz. Davalı bu hususta tanık dinletmiştir. Dinlenilen davalı tanıklarının bir kısmı 1971 yılında yapılan satışı davacının 1 ay sonra, diğer bir kısmı da 1973 yılında öğrendiğini olaylar belirtmek suretiyle bildirmişlerdir. Davalı şahitlerinin beyanlarının geçersizliği de kanıtlanmış değildir. Bu durumda davalı şahitlerinin sözlerine değer vermek lazımdır. 5.4.1974 tarihli belgedeki tarihinin tahrif edilmiş ve davalının bu yüzden mahkum edilmiş olması ve bu belgenin münderecatı tanıkların kesin beyanlarına etkili değildir. Bu durumda red kararı verilmesi gerekirken davanın kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Usul ve Kanuna aykırıdır.
Hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy