(743 S. K. m. 79/2) (765 S. K. 508, 510) (2762 S. K. m. 34)
Vakıf davasına dair verilen karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü, 506 sayılı SSK.nda değişiklik yapan 1992 sayılı Yasa ile Türkiye Öğretmenler Bankası Emekli, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı'na paralel olarak (Türkiye Öğretmenler Bankası T.A.Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı) adı ile yeni bir vakıf kurduğunu ve evvelki vakfın 21.230.837 lirasının tamamen usulsüz olarak bu vakfa devredildiğini ve bunun için ayrı dava açıldığını ve munzam vakıf kurulduktan sonra, vakıf senedine göre vakıf üyesi olanlara en çok 30 ay vadeli ve 5 aylık ücret tutarında borç vermek mümkün iken, Sait Kemal'e 10 yıl vade ile 8.000.000 ve Necdet'e 1.410.000 lira borç verdiğini ve borç vermenin satılan 9.370.000 liralık hisse senetlerinin şahıs lehine tamamen bedavaya getirilmesi için yapıldığını ve Borç verilirken taahhüt dahi alınmadığını ve vakfın 5.000.000 lirayı aşan işlemlerinin banka idare meclisinin muvafakatına tabi iken bunun dahi yapılmadığını ve 10 yıl vade ile % 1 faizle kişilere faiz verilemeyeceğini ve bu hususta TCK.nun 508 ve 510. maddelerince ayrıca takibata geçileceğini, beyanla vakıf idarecilerinin vakıf parasını usulsüz olarak şahıslara vermek suretiyle haksız kazanç sağlamaları ve vakfın zararına sebebiyet verecek şekilde davranmaları nedeniyle M.K.nun 79. maddesi uyarınca işten uzaklaştırılmalarını istemiştir.
Davalı Türkiye Öğretmenler Bankası Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı vekili ise, azilleri istenen yöneticilerin 25.10.1978 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yapılan seçim sonunda değiştiklerini ve yönetimde bulunmayan kişilerin azlinin mümkün olmayacağını ve istenilen görev değişiminin gerçekleştiğini ve davanın konusu kalmadığından reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece azilleri istenilen kimselerin bu defa seçilmedikleri ve vakıf idarecisi durumunda bulunmadıkları için işten uzaklaştırılmalarının kanunen imkansız görüldüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve hüküm Vakıflar Genel Müdürlüğünce temyiz olunmuştur.
Vakıf yöneticilerinin, vakıf senedi ve yönetmeliğine aykırı olarak, hiç bir taahhüt olmadan ve banka idare meclisinin muvafakatını sağlamadan 10 yıl vade ve % 1 faizle 9.410.000 lirayı borç olarak verdiklerinde taraflar birleşmişlerdir. Esasen bu husus 506 sayılı SSK.nun geçici 20. maddesince, Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Maliye ve Ticaret Bakanlıkları tarafından müşterek kontrol ve murakabe edildiği sırada müfettişlerce tanzim edilen rapor münderecatı ile de sabittir.
Vakıf idarecileri, vakıf senedinde yazılı şartlarla, yürürlükteki kanun ve nizamlara uymak ve genel olarak basiretli bir idareci gibi hareket etmek zorundadırlar. Bu esasa aykırı hareket eden idarecilerin M.K.nun 79. maddesinin 2. fıkrası gereğince (Teftiş makamının tüzükte, gösterilen sebeplere dayanarak yapacağı müracaat üzerine, yetkili asliye mahkemesince duruşma icra ederek işten uzaklaştırılabileceği) kabul edilmiştir. Vakıflar Hakkındaki Tüzüğün 23. maddesi, 1. fıkrasının (a), (b) ve (d) fıkralarında ise, vakıf idarecileri (vakfın mal ve gelirin vakıf senedinde yazılı şartlara ve vakfın gayesine aykırı olarak sarf ve kullanmış ve kusurlu hareketleri ile vakfa zarar vermiş) ise işten uzaklaştırılacakları belirtilmiştir.
Vakıf idarecileri vakıf senedindeki şartlara ve idarecilere, tanınan yetkiler dışında vakıf gelirin sarf edemezler. Vakfa zarar veren kavli ve fiili hareketlerde bulunamazlar. İş bu hareketler ister vukufsuzluktan, ister ehliyetsizlikten ister kötü niyetten doğsun vakfın amacına aykırı olup belirtilen kanun ve tüzük hükümlerince işten uzaklaştırmayı gerektirir.
Her dava fiili ve hukuki duruma göre davanın açıldığı tarihteki vaziyet nazara alınarak incelenir. Dava 13.4.1978 tarihinde açılmış olup işten uzaklaştırılması istenen idareciler 25.10.1978 tarihli genel kurul toplantısında seçilmemişlerdir. Dava tarihinde yöneticilerin görevde olduğu anlaşılmaktadır. Vakıf yöneticileri davadan sonraki genel kurulda seçilmemiş olsalar dahi işten uzaklaştırılmaları gerekir. Zira bahsi geçen Tüzüğün 24. maddesinin son fıkrası İşten uzaklaştırılan vakıf idarecileri, bir daha seçilemezler hükmünü getirmiştir. Bu hüküm, mütevelliler hakkındaki hükümlere de muvazidir. Eski vakıflarda, azledilen mütevelli uzun müddet geçip de islahı hal ettiği anlaşılırsa tekrar mütevelli tayin olunabilirdi. Ancak 2762 sayılı Vakıflar Kanunun 34. maddesi ile azli kesinleşen mütevellinin bir daha mütevelli olamayacağı hükmü konulmuştur. İş bu uzaklaştırma, hukuki bir ceza olduğundan, vakıf yöneticileri kendiliklerinden veya seçilememek suretiyle işten ayrılsalar dahi hükmedilmek gerekir.
Bu hususlar nazara alınmadan ve işten uzaklaştırılması istenilen yöneticilerin 25.10.1978 tarihli genel kurul toplantısında yeniden yönetici seçilmemeleri bu davanın görülmesine engel teşkil etmeyeceği düşünülmeden yazılı şekilde red kararı verilmesi Usul ve Kanuna aykırıdır.
Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy