(2644 S. K. m. 26) (YİBK 16.05.1951 T. 1949/6-19 E. 1951/3 K.)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan şufa davasına dair karar davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla; dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şufalı payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkeme, davayı reddetmiş; hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacıların 16 adet şufalı taşınmazda davalıların iktisap ettikleri paylar için şufa isteminde bulunmaları üzerine davalı taraf hak düşürücü sürenin geçirildiğini, esasen satıştan önce şufalı payın davacılara teklif edilmesine rağmen onların satın almamaları sebebiyle onların bu defa şufa isteminde bulunmakta iyi niyetli olamayacaklarını savunmuşlardır.
Mahkeme, davacıların şufa haklarından zımnen feragat ettiklerini kabul ederek davayı reddetmiştir.
Paydaşların tümü veya bir kısmı, diğer paydaşların paylarını bir üçüncü şahsa satmaları halinde şufa hakkını kullanmayacaklarını, bu haktan peşinen vazgeçtiklerini, pay satışından önce kabul ve taahhüt edebilirler. Bu şekilde bir feragatın geçerli olabilmesi için 16.5.1951 gün ve 19/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca resmi şekilde feragatta bulunmuş olması ve bu resmi senedin tapuya tescil edilmiş olması zorunludur. Yine, resmi senedin Tapu Kanununun 26. maddesi uyarınca tapu memuru huzurunda yapılması gereklidir.
Şufalı taşınmazda belli bir şahsa pay satışı yapılacağı sırada, şufa hakkının kullanılmayacağı kabul ve taahhüt edilebilir. Bu feragat yukarıda belirtilen nefsi şufadan feragatten tamamen farklı hakkın kullanılmasından vazgeçme, diğer bir ifadeyle sadece ismi belirli şahsa yapılan muayyen bir satıştan dolayı şufa hakkından feragat niteliğindedir. Bu feragatın 16.5.1951 gün, 6/19 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı şekilde ispat olunması icap eder. Olayımızda, yukarıda belirtilen durumlara uygun feragatların varlığı kanıtlanmış değildir. Bu yüzden davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır. Hak düşürücü sürenin geçirildiği yolundaki savunmaya ilişkin delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bundan zühulle hüküm tesisi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 06.12.1993 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy