(6570 S. K. m. 7) (818 S. K. m. 256)
Dava: Dava akde aykırılık nedeniyle tahliye istemidir. Mahkemece istem gibi tahliyeye karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yazılı kira sözleşmesinin özel şartlarının 1. maddesine uyulmayarak tamirat ve tadilatın projesinin bildirilmemesi ve kullanma şeklinin değiştirilmesi suretiyle akde aykırılık hali bulunup bulunmadığı noktasındadır.
12.1.1994 gününde düzenlenen yazılı sözleşmede akdin 1.5.1994 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli olması, bu yerin imalathane ve depo olarak kullanılması kararlaştırılmış, özel şartların 1. maddesi bu yeri başkasına devri yasaklandığuı gibi tadilat yapılması, gerektiğinde o tadilat ve tamiratın planı ve projesinin kiralayana yazılı olarak bildirilip yine yazılı muvafakatının alınması ve yazılı izin olmadan kullanma şeklinin değiştirilmemesi öngörülmüştür. Yine 1. maddede yapılan tadilat ve temirat için mal sahibinden herhangi bir bedel istenmeyeceği, yapılanların bedelsiz olarak terkedileceği belirtilmiştir.
Özel şartların 2. maddesinde, açıkça gayrimenkulün tamirat ve tadilatı sebebiyle ilk yıl kira bedelinin 400.000.000 lirasının kiracı tarafından ödenmeyeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin bu özel şartları karşısında sözleşme yapılırken tadilat, tamiratın öngörüldüğü kesin olduğu gibi yapılacak işlerin nelerden oluşacağı düşünülmüş, kiralayanın da 400.000.000 lira ile katkıda bulunması taraflarca benimsenmiştir.
Yapılan tamirat ve tadilatın kararlaştırılandan farklı olduğu iddia edilmemiştir. Asıl uyuşmazlık o tadilat ve tamiratın proje yapılmasını gerektirip gerektirmediği ve o projenin kiralayana verilerek yazılı muvafakat alınıp alınmadığı ve bu nedenle akte aykırılık olup olmadığı noktasındadır. Yapılması kararlaştırılan tamirat ve tadilatın projeye bağlanmasının gerekmediği bilirkişi mütalaasından anlaşılmaktadır. Bu bakımdan özel 1. maddede öngörülen projenin gönderilmesi gerekmemektedir. Yazılı muvafakat olmamasına karşın, 12.1.1994 tarihli sözleşmeye rağmen, kira başlangıcının Mayıs 1994 ayı başına alınması, davadan önce ilk uyuşmazlık çıkıncaya kadar yapılan tadilat ve ne tamiratlara karşı çıkılmaması, muvafakatın gerçekte varlığını göstermektedir. Hal böyle iken yazılı muvafakatname alınmadığından, proje gönderilmediğinden bahisle akde aykırılık iddia edilmesi iyi niyetle bağdaşmaz.
Kullanma şeklinin değiştirilmesinin yazılı izne bağlanmaması nedeniyle akde aykırı davranıldığı iddiasına gelince;
Kira sözleşmesi yapılırken, her iki tarafça bilinen binanın o zamanki vaziyeti, davacının da harcamasına katılmayı kabul ettiği tadilat ve tamiratların ne amaçla, ne şekilde ve ne kapsamda yapılacağının düşünülüp yine birlikte kararlaştırıldığını göstermektedir. Böyle bir durum öngörülmese idi kiralananın depo ve imalathane olarak kullanılmak üzere kiralanmış olmasına rağmen, tadilata gerek görülmezdi. Bu nedenle tamirat ve tadilattan sonraki kullanma tarzının da başlangıçta davacının bilgisinde olduğu açıktır. Kullanmaya kadar yapılanlara karşı çıkılmadan, o arada hiçbir istekte bulunulmadan, uyuşmazlık çıkması üzerine, yazılı muvafakatın bulunmadığından bahisle akde aykırılık iddia edilmesi yine iyi niyetle bağdaştırılamaz.
Açıklanan nedenlerle akde aykırılık olgusunun gerçekleşmediğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, değerlendirilmede hataya düşülerek yazılı şekilde tahliye kararı verilmesi isabetsiz olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.5.1997 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerekçelere göre mahalli mahkeme kararının ONANMASI gerektiği görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy