(6570 S. K. m. 7 )
Dava: İtirazın iptali - tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava taahhüt nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, davalının 12.1.1994 başlangıç tarihli ve 2. kez düzenlenen sözleşme ile kiracı olduğu taşınmazı kira dönemi sonunda tahliye edeceğini taahhüt ettiği halde bu taahhüdü yerine getirmediğini bildirerek kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı savunmasında bu yeri eski malikten 12.1.1992 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 5 yıllığına kiraladığını, 12.1.1994 tarihinde yeni malik olan davacı ile 3 yıllığına yeni bir sözleşme yaptıklarını, tahliye taahhüdünün bu sözleşmeye konulduğunu ancak bu sözleşmenin ikinci bir sözleşme olmayıp davacı yönünden birinci sözleşme olduğunu bu nedenle taahhüdün de geçersiz olduğunu savunmuştur. Mahkemece savunmada geçtiği gibi yeni malikle yapılan sözleşme ilk sözleşme kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kiracı ile eski malik arasında yapılan kira sözleşmesi 12.1.1992 başlangıç tarihli ve 5 yıl sürelidir. Bu sözleşmede tahliye taahhüdü bulunmamaktadır. Malikin değişmesi üzerine yeni malik ile 12.1.1994 başlangıç tarihli ikinci bir sözleşme yapılmış bu sözleşmede de kiracının bitim süresi ilk sözleşmedeki süre ile birleştirilmiştir. Bu sözleşmeye ayrıca kiralananın kira dönemi sonunda tahliye edileceği taahhüdü konmuştur.
Davalı ile ilk malik arasında yapılmış sözleşme yeni malikleri de halef sıfatıyla bağlar. İkinci sözleşmede tahliye taahhüdünün konmuş olması daha önce yapılan sözleşmeye dayanarak tahliye isteme hakkını ortadan kaldırma amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca taahhüdün kiralananda oturulurken verildiği de açıktır.
Bu durumda tahliye tehdidini önlemek için zor durumda bırakılarak alındığı savunmasını kabul etmek mümkün değildir.
Bu nedenle davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMKnun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.9.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy