(658 S. K. m. 658, 659)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şuf'a davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava şuf'alı payın iptali ile davacı adına tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davanın süresinde açılıp açılmadığı noktasındadır. Davacı vekili, dava konusu payın 6.10.1995'de satıldığını ve İstanbul'da oturan davacının bu satışı arazi beyannamesi verdiği sırada 14.8.1998 tarihinde öğrendiğini bildirerek 8.9.1998 tarihinde davaya açmıştır.
Davalı vekili ise, tarafların ve payı satan M.O.'ın kardeşler olduklarını, satılan 1/2 payın babaları tarafından sağlığında davacı ile kardeşi M.'ya mirasın paylaştırmak suretiyle verildiğini, halen sağ olan babalarının dava konusu parsel üzerinde bulunan iki katlı evin bir bölümünde oturduğunu, davacının İstanbul'da ikamet etmekle birlikte bu evin diğer odalarında eşyaları bulunduğunu her yaz Karamanlı'ya gelip burada 1-1,5 ay kaldığını, babasına bakıp ihtiyaçlarını gördüğünü, bu yüzden davalıya yapılan satışı bu güne kadar öğrenmemiş olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, bu satışa kızarak evin odalarını kilitlediğini ve diğer kardeşlerinin bu evde kalmasına izin vermediğini, davanın süresinde açılmamış olması nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.
Şuf'a davalarının satışın öğrenilmesinden itibaren 1 ay içerisinde açılması gereklidir. Davacının 1/2 paydaş olduğu yerin ev niteliğinde olup, her yıl 1-1,5 ay gelip bu evde kaldığı, eşyalarının da bu evin bir bölümünde bulunduğu davalı tarafça inkar edilmemiştir. Tarafların kardeş olmaları, halen sağ olan babalarına bakmak için davacının her yaz gelip burada kaldığı dikkate alındığında payın satışını öğrenmemiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olamıyacağı, davacının satışı 14.8.1998 tarihinde yani satıştan 3 yıl sonra öğrendiği iddiasının gerçeklere uymadığı anlaşıldığından davanın süre yönünden reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy