(1086 S. K. m. 445)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şuf'a davasına dair iade-i muhakeme kararı davalılardan Şinasi Candik tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava şufa davası sonucu verilen hükmün yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş hüküm davalılardan Ş.C. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dilekçesinde, şufalı payın ilişkin bulunduğu 20502 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki 154/785 payın 18.01.1996 tarihinde satılması nedeniyle davalılar K. ve F.C. aleyhine açmış oldukları şufa davası sonucu şufalı payın müvekkiller adına tescil edildiğini, kesinleşen bu kararın infazı için tapuya gidildiğinde, aynı pay nedeniyle paydaşlardan Ş.C.'in Ankara 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/201 esasında kayıtlı şufa davası sonucu aynı payın iptal edilerek Ş.C.'in adına tesciline karar verildiğini, davalı Ş.C.'in aralarında bulunan davalar, mahkeme kararı ve Yargıtay kararını bildiği halde iki sene sonra kötü niyetli olarak dava açtığını, Ankara 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/201 Esas, 564 Sayılı kararının iptali ile yargılamanın iadesini istemiştir.
Mahkeme davanın kabulü ile Ankara 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/201-564 Karar sayılı ilamının iptaline karar vermiştir.
Önce açılan Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/117 Esas, 190 Karar sayılı şufa davasının davacısı yargılamanın iadesi isteyenler H.A. ve arkadaşları, davalıları ise K.C. ve F.C.'tir. Sonra açılan ve iptali istenen Ankara 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/201 Esas-564 Karar sayılı şufa davasının davacısı Ş.C., davalısı K.C.'tir. H.U.M.K.nun 445/10 maddesinde iade-i muhakemenin ancak iki tarafı ve sebebi müddehit bir dava hakkında söz konusu olabileceği açıklanmıştır. Bu davada söz konusu edilen ve birbirine aykırı olduğu söylenen ilamlardaki taraflar arasında bir birlik bulunmamaktadır. Bu durumda iadei muhakeme söz konusu olamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy