(743 S. K. m. 627, 628)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı Ortaklığın Giderilmesi davasına dair karar Davalılardan Ali Uçar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava bir parça taşınmaz mal ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkeme satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar vermiş, hüküm davalı A vekili tarafından temyiz olunmuştur.
1- Ortaklığın giderilmesi davalarında paydaşlar sağsa kendilerinin, ölü ise ibraz ettirilecek veraset belgesi ile saptanacak mirasçılarının davaya dahil edilmesi, böylece taraf teşkil olunması zorunludur.
Olayımızda : Davacı dava dilekçesinde davaya konu taşınmazdaki müşterek maliklerden biri olduğundan bahisle ortaklığın giderilmesini istemiş, oysa davaya konu taşınmaza ait tapu kaydında, davacı paydaş H. oğlu S. ile A. oğlu S.'in, mirasçısı olduğunu da gösterir herhangi bir veraset belgesine de dosyada rastlanamamıştır. Bu durumda öncelikle, davacının dava açma hakkının olup olmadığının araştırılmadan işin esasına girilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan;
2- Kabule göre;
Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde bina ağaç vesaire gibi muhtesat varsa bunlar M.K. 619. maddesi uyarınca arzın mütemmim cüz-ü sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhtesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değeri takdir ettirilir, bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır, bulunan tüm değer muhtesat bedeline ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhtesata ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağıtımındada bulunan bu yüzde nisbetler gözönünde tutularak muhtesata isabet eden kısmın sadece muhtesat sahibine veya payları nisbetinde sahiplerine arza isabet eden kısmında payları oranında tüm paydaşlara verilmesi icap eder.
Muhtesatın arzın paydaşlarına değilde 3. şahsa aidiyetinin anlaşılması halinde bu şahsın muhtesat nedeniyle davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımızda : Davaya konu taşınmaza ait tapu kaydının incelenmesinde, beyanlar hanesinde tapu paydaşlarına ait kerpiç evler ve ahır bulunduğu görülmektedir. Mahallinde yapılacak keşif ile zemindeki durumun tespiti ile yukarıdaki esaslar göz önünde bulundurularak satış kararı verilmesi gerekirken bundan da zuhul olunması hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca hükmün 1 ve 2 bentte yazılı nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 5.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy