(6570 S. K. m. 12) (818 S. K. m. 289)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava akte aykırılık nedeniyle aktin feshi ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkin olup, mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, dava dilekçesinde kiralananı 1.3.1992 tarihli kira sözleşmesi ile davalıya kiraladığını, bu sözleşmede mecurun kısmen veya tamamen başkasına kiraya verilemeyeceğinin ve devredilemeyeceğinin yazılı olmasına rağmen kiralananın M.K. adlı kişiye devredildiğini, akte aykırılık nedeniyle aktin feshi ve tahliye isteminde bulunduğunu bildirmiş yine davalıya keşide edilen ihtarda da isteminde bulunduğunu bildirmiş yine davalıya keşide edilen ihtarda da akte aykırılık olgusunun verilen süre içinde giderilmesini istemiştir. Davacı 15.7.1998 günlü dilekçesinde M. isimli bayanın davalının resmi nikahlı karısı olmadığını, mevcurun bu kişiye kullandırılmasının akte muhalefet teşkil edeceğini beyan ederek iddiasına açıklık getirmiştir.
Davalı savunmasında, M.K.'nun kendisinin ikinci eşi olup, akit yapıldığı, andan beri kiralananda birlikte oturduklarını, halen birlikte oturma eyleminin devam ettiğini, akte aykırılıktan söz edilemeyeceğini savunmuştur. Davalı bu savunmasını ispat konusunda tanıkları olduğunu bildirmiş ise de, mahkemece nikahsız eş ile birlikte oturma olgusu kabul edilmiş, ancak savunma delillerinin toplanmasına gerek görülmeden bu olgunun akte aykırılık teşkil edeceği kabul edilerek aktin feshi ve kiralananın tahliyesine karar verilmiştir.
Kira sözleşmesinin yapıldığı andan itibaren kiralananda davalının ikinci eşim diye bahsettiği ancak nikahsız olarak yaşadığı bayanla birlikte oturduğu ve halen de bu oturmanın devam ettiği davalı tarafından kiralananın bu kişiye devrinin söz konusu olmadığı tartışmasızdır. Bu husus mahkemece de kabul edilmiş, ancak tahliye sebebi olarak değerlendirilmiştir. Olayda devir söz konusu olmadığına, davalının bu yerde oturduğunun anlaşılmış bulunmasına göre akte aykırılıktan söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tahliye kararı verilmiş olması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 23.3.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy