(818 S. K. m. 260)
Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın boşaltılması ve ödenmeyen kira bedellerinin tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkeme her iki talep yönünden de davayı ret etmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, kiralayanın 2 kişi olması nedeniyle, ihtarın birlikte çekilmemiş bulunması karşısında yasal içerikli bir ihtardan bahsedilemeyeceği nedeniyle davacı vekilinin temerrütten açılan davanın reddedilmiş olmasına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, kira sözleşmesinin başlangıcında temerrüt ihtarının keşide edildiği tarihe kadar sözleşmede belirlenen kira miktarlarından kendi hissesine tekabül eden 1/2 nispetindeki 1.586.250.000.-TL kira bedelinin ödenmediğinden bahisle tahsilini talep etmiştir.
Davalı, kira bedelinin senet karşılığı ödendiğini borcu olmadığını savunmuş ve savunmasını tanıklar ve ibraz ettiği senetlerle kanıtlayacağını bildirmiştir.
Mahkemece davalı tarafından ibraz olunan senet ve dinlenen tanık ifadelerinden kira bedelinin ödendiği sonucuna varılarak alacak isteminin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki 20.12.1995 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kira bedelleri belirlenmiş ve sözleşmenin hususu şartlar 13. maddesinde ödemelerin her kira bedeli ödenince kiraya verenlerin kiracıya belge vermeleri şeklinde ödeneceği açıklanmıştır. Davalının senetle ödeme yaptığını savunmasına davacı tarafça karşı çıkılmış, ibraz edilen bonoların kira bedeline ilişkin olmadığı belirtilmiştir.
Ödemelerin yapıldığı yazılı delille kanıtlanması gerekip dosyada bu konuda yazılı bir belge bulunmadığından ve ibraz edilen bonolara davacı tarafça karşı çıkılmış bulunduğundan bu hususun tanıkla kanıtlanması mümkün değildir. Tanık dinlenme konusunda davacının açık bir muvafakati bulunmadığı gibi dinlenilen tanık ifadelerine de karşı çıkmış olduğundan tanık ifadeleriyle sonuca gitmek yasal olarak mümkün bulunmamaktadır.
Davalı yemin deliline de dayanmış olduğundan kendisine savunması konusunda bu delili hatırlatılıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde alacak talebinin de reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan mahkemenin alacağa yönelik hüküm kısmının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenle hükmün tahliyeye yönelik kısmının ONANMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenle alacağa yönelik hüküm kısmının BOZULMASINA, onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına, 15.04.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy