(818 S. K. m. 18) (743 S. K. m. 658, 659)
Dava: Şufa davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle, gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat M. V. ile avukat Y. A., davalı vekili avukat T. A. geldiler. Hazır bulunanların şifai beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava şufalı payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, davanın süresinde açıldığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı İ.A. vekili müvekkilinin paydaşı bulunduğu 18 parsel sayılı taşınmazda davalı şirketin 19.11.1997 tarihinde pay satın aldığını, bu satışı davalının gönderdiği ihbarname ile 8.12.1997 günü öğrendiğini, şufa hakkının kullanılmasını önlemek için satış bedelinin tapuda muvazaalı biçimde 26.640.000.000 TL olarak gösterildiğini, mahkemece tespit olunacak gerçek değer üzerinden şufa hakkının tanınmasını isteyerek 19.12.1997 tarihinde dava açmıştır.
Davacı T. E. de aynı taşınmazda paydaş bulunduğunu, davaı şirketin pay satın aldığını, bu satışı davalının kendisine gönderdiği ihbarname ile 3.12.1997 tarihinde öğrendiğini ve karşılık olarak 31.12.1997 tarihli ihbarname ile şufa hakkı kullandığı davalıya bildirdiğini, şufa hakkını önlemek için satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, tespit olunacak gerçek bedel üzerinden şufa hakkının onanması istemiyle 8.6.1998 tarihinde dava açmıştır.
Mahkemece her iki dava birleştirilmiştir.
Davalı savunmasında satış bedelinde muvazaa bulunmadığını, davanın hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Davacıların her ikisi de bedelde muvazaa iddiasında bulunmuşlardır. Davalı ise savunmasını mahkemece taşınmaz başında iki kez keşif yapılmış ve keşifte bilirkişi raporuyla saptanan değer göz önüne alınarak muvazaa iddiası kabul edilerek, keşifte saptanan değerin şufa bedeli olarak depo edilmesine karar verilmiştir.
Davacıların bedelde muvazaa iddiası yönünden keşifte bilirkişinin saptadığı değer ile tapuda gösterilen satış bedelinin farklı olması tek başına muvazaa iddiasının sabit olduğunun kabulüne yeterli değildir. Davacıların bedelde muvazaa hususunda gösterdiği tanıklar dinlenilmek ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, davalı yararına takdir olunan 20.000.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.09.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy