(743 S. K. m. 658)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şuf'a davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şuf'alı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 1087 parsel nolu taşınmazın 1/3 hissesinin paydaş Cemal Çakırel tarafından 17.9.1997 tarihinde davalıya satıldığını, davacının yeni öğrendiğini belirterek şuf'alı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, satıcı paydaşın hissesini satacağını Ocak 1997'den beri hem davacıya hem de diğer tapu paydaşına bildirdiğini, davacının bu konuda bir talebinin olmadığını, şuf'a hakkını kullanmayacağını söylemesi üzerine davalının dava konusu hisseyi satın aldığını, davacının kötü niyetle davayı açtığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Medeni Yasanın 658/III. maddesi uyarınca satışın öğrenildiği günden başlayarak bir ay içinde şuf'a hakkının kulanılması gerekir. Aksi halde o satış yönünden hak düşmüş olur. Ancak, hakkın düşebilmesi için şuf'a hakkı sahibinin satışı ve özellikle onun esaslı koşullarını yani satışın konusunu, bedelini, ödeme koşullarını ve alıcıyı öğrenmesine rağmen bu hakkını bir aylık süre içinde kullanmadığının ispatı şarttır. Şuf'a hakkının süresinde kullanılmadığı ya da davanın süresinde açılmadığı yönünü ispat yükü alıcı-davalıya düşer.
Olayımızda; Davalı, öğrenmenin daha önce vaki olduğunu ileri sürdüğüne göre bu savunmasını ispatla yükümlüdür. Nitekim davalı bu konuda tanık dinletmiş, ancak tanıkları satıştan önce satıcı paydaşın durumu davacıya bildirdiğini, davacının "ben almayacağım, siz satarsanız satın, ben kendi hissemi satmayacağım" dediğini beyan etmişlerdir. Davacının satış yapıldıktan sonra yukarıda açıklanan şekilde satışın esaslı koşullarını öğrendiğine dair davalı tarafça bir delil ibraz edilememiştir. Bu durumda mahkemece davacıya şuf'a bedelini depo etmesi için uygun bir süre verilip sonucuna göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 21.2.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy