(6570 S. K. m. 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, konut ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6570 sayılı kanunun 7/b-c-ç maddeleri uyarınca açılacak davalarda dava hakkı kiralayana aittir. Davalı davacının kiralayan sıfatına karşı çıkarsa bunu davacının ispat etmesi gerekir. Kiralayanın dava hakkı mutlak olup malik olma şartı yoktur. Kiralayan durumunda olmayan malikinde bu davaları açabileceği içtihaden kabul edilmiştir. Ancak kiralanan müşterek mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması iştirak halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm iştirakçilerin katılmalarının temini gerekir. Bu koşullar birlikte dava açma şeklinde gerçekleşebileceği gibi bir ortak tarafından açılan davada sonradan duruşmada ortakların davaya muvafakat beyanlarının alınması veya buna ilişkin imzaları noterce tastikli belgenin ibrazı veya müşterek avukata vekaletname verme suretiyle de sağlanır. İştiraklı durumda bu temin edilmezse M.K.581-630 maddeleri uyarınca tapu maliki murisin terekesine mümessil tayin ettirilerek mümessil huzuriyle dava yürütülür. Dava hakkına ilişkin bu hususun re'sen gözönünde tutulması icabeder.
6570 sayılı yasanın 7/b ve c maddesi kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açılabileceğini sınırlı olarak saymıştır. Buna göre kiralayan veya kiralayan durumunda olmayan malik kendisinin, eşinin ve çocuklarının konut veya işyeri ihtiyacı için dava açabilir. Bunların dışındaki bir kimsenin ihtiyacı için dava açma imkanı yoktur.
Olayımızda; Davacıların mülkiyet hakkına dayanarak bu davayı açtıkları dava dilekçesindeki beyanlarından anlaşılmaktadır. Ancak, kiralanana ait tapu kaydından paydaşların E. S. B., A. S. K., E. M. H. ve M. A. Y. olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar M. A. Y. ve M. Y. tapu paydaşlarından olup, F. N. Y. ise sadece intifa hakkı sahibidir. Bu durumda davanın açılışında pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadığı gibi pay çoğunluğu da bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş öncelikle yukarıda belirtilen esaslara göre pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanmasını temin etmek ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar vermekten ibarettir. Bundan zuhul ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 22.2.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy