(1086 S. K. m. 445/8) (818 S. K. m. 397/2)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair iade-i muhakeme kararı davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili aleyhine tahliye davası açan İsmail'in 3.2.1999 tarihinde yargılama devam ederken vefat ettiğini; bu durumu bilen vekilinin davayı devam ettirerek kesinleşen hükmü infaza koyduğunu belirtip hükmün iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın süresinde açılmadığını, yargılamanın iadesi koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin ölmesine rağmen vekalet görevinin Borçlar Kanununun 397/2. maddesi uyarınca bir süre daha devam edebileceğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargılamanın iadesi bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını bu niteliği itibariyle de evvelce halledilen bir davanın yeniden görülmesi sonucunu doğuran HUMK.nun 445. maddesinde yazılı tahdidi sebeplerle başvurulması kabil fevkalade bir yasa yoludur. HUMK.'nun 445. maddesi dışındaki bir sebepten dolayı yargılamanın iadesi yoluna gidilemez ve iade sebepleri kıyas yoluyla genişletilemez.
Bir davanın taraflardan birinin vekili veya mümessili olmayan bir kişinin huzuru ile görülmüş ve hükme bağlanmış olması HUMK.'nun 445/8. maddesine göre yargılamanın iadesi sebebidir. Hükmün amacı kendisini mahkemede usulüne uygun surette temsil ettirmeyen kişi aleyhinde verilip kesinleşen kararların yeniden gözden geçirilmesini, bir yanlışlık varsa bunun düzeltilmesini sağlamaktır. Maddenin uygulanabilmesi için tarafın yargılamada hiç temsil edilmemiş olması, taraflardan birinin temsilcisi olarak hareket etmiş olan kimsenin temsile yetkisinin olmaması ve dava ehliyeti olmayan bir tarafın yasal temsilcisi olmayan bir kimse tarafından temsil edilmiş olması gerekir.
Olayımızda; Kiralayan İsmail tarafından kiracı Hüseyin aleyhine tahliye taahhüdü nedeniyle açılan tahliye davasının kiralayan lehine sonuçlanıp temyizen bozulmasından sonra tahliye davasının davacısı 3.2.1999 tarihinde vefat etmiştir. Bozmadan sonra davacı vekili direnme kararı verilen 26.3.1999 tarihli duruşmaya katılmış, müvekkilinin öldüğünü bildirmemiş ve davayı ölü müvekkili adına takip ederek lehine sonuçlandırmıştır. Tahliye davasının davalısı bu gerekçe ile yargılamanın iadesi yoluna başvurmuştur.
Yargılamada vekili aracılığı ile hazır bulunmuş davacı tarafın yargılamanın yenilenmesini istemekte hukuki menfaati bulunmamaktadır. Çünkü kendisi yönünden bir temsil eksikliği yoktur. HUMK.'nun 445/8. maddesi hükmüne dayanarak yargılamanın iadesini istemek hakkı davada vekil veya kanuni mümessil tarafından temsil edilmemiş tarafa aittir. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 22.5.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy