(1086 S. K. m. 43, 428)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava itirazın iptali ve temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde aylık kiranın 25.000.000.-TL'den 100.000.000.-TL'ye çıkarıldığını, davacının önceden miktarı belirli 1999 yılı kirası olan 300.000.000.-TL'nin tahsili için davalı hakkında icra takibi yaptığını, davalının gelir vergisi stopajını kesmeden yatırması gerekirken 11.000.000.-TL eksiği ile yatırarak temerrüde düştüğünü belirterek itirazın iptali ile davalının tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kiralayanların N. Dinçsoy ve N. Gümüş olduğunu, davayı birlikte açmalarının gerektiğini, kira tespit kararında kira bedelinin net olduğu belirtilmediğinden brüt olduğunun kabulünün gerektiğini kira parasının yılın sonunda yıllık olarak ödendiğini, bu tarih itibariyle kesintilerin yasal olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
N. Dinçsoy ve N. Gümüş tarafından açılan kira tespit davası sonucunda yıllık kira 1.1.1999 tarihinden itibaren 1.200.000.000.-TL'ye çıkarılmış olup, kira farklarının tahsili için davacı N. Dinçsoy tarafından davalı aleyhine icra takibi yapılmıştır. Taraflar kiralanana ilişkin yazılı kira sözleşmesi ibraz etmemişlerdir. Taşınmaz davacı ve N. Gümüş'ün ortak murisi H. Dinçsoy adına kayıtlıdır. Kira tespit davası da her iki mirasçı tarafından açılmıştır. Bu durumda N. Dinçsoy ve N. Gümüş'ün birlikte kiralayan olduklarının kabulü gerekir. Kiralayanların birden fazla olması halinde ise aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan temerrüt ihtarnamesinin birlikte gönderilmesi ve yine davanın birlikte açılması icap eder.
Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken sadece davacı tarafından yapılan icra takibi ve buna dayanılarak açılan dava hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy