(743 S. K. m. 658, 659)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava şufalı payın iptali ile tescili istemine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili şufalı payın ilişkin olduğu taşınmazda davacının paydaş olduğunu, davalının bu taşınmazdan pay satın aldığını, şufa hakkı nedeniyle bu payın iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.
Davalı davayı kabul etmediğini, bu payı İsmail A.'dan satın aldığını savunmuştur.
Mahkeme davacı ve davalının aynı kişinin mirasçıları olduğunu, üçüncü kişi sayılamayacağını, mirasçılar arasında şufa hakkının dinlenemeyeceğini gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.
Şufalı payın ilişkin olduğu taşınmazda satıcı İsmail A. ve davacı Abdullah A.'ın paydaş oldukları görülmektedir. Davalı Muazzez ise satıcı İsmail'in eşidir. Medeni Kanunun 659.maddesinde "bir gayrimenkulün hissedarları onun şayi bir hissesini satın alan üçüncü şahsa karşı kanuni şufa hakkına haizdir" denilmekte olup, üçüncü şahıs olarak tapuda paydaş olmayan diğer şahıslar kasdedilmektedir.
Davalıda paydaş olmadığına göre eş dahi olsa üçüncü şahıs durumundadır. Davalı bu payın kendisine hibe olarak verildiğini de savunmadığına göre 27.3.1957 tarih 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının da olayda uygulama olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 15.5.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy