(743 S. K. m. 619) (4721 S. K. m. 684)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, bir parça taşınmaz mal ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde bina ağaç vesaire gibi muhtesat varsa bunlar M.K.619.maddesi uyarınca arzın mütemmim cüz-ü sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhtesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değeri takdir ettirilir, bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır, bulunan tüm değer muhtesat bedeline ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhtesata ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağıtımında da bulunan bu yüzde nisbetler gözönünde tutularak muhtesata isabet eden kısmın sadece muhtesat sahibine veya payları nisbetinde sahiplerine arza isabet eden kısmında payları oranında tüm paydaşlara verilmesi icap eder.
Muhtesatın arzın paydaşlarına değil de 3.şahsa aidiyetinin anlaşılması halinde bu şahsı muhtesat nedeniyle davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımızda: Dava konusu 5711 parsel nolu taşınmaz üzerinde bulunan binanın kesinleşen mahkeme kararı ile davalıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan keşif ile de taşınmazın zemin değeri ile üzerindeki binanın değeri ayrı ayrı bilirkişilerce hesaplanmıştır. Bu durumda mahkemece yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde oran kurularak satış bedelinin yüzde itibariyle muhtesata isabet eden kısmının muhtesat sahibine, geri kalanın payları oranında tüm paydaşlara verilmesine hükmedilmesi gerekirken, hüküm fıkrasına yazılmadan sadece arz ve muhtesat oranlarının gösterilmesi suretiyle hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 28.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy