(1086 S. K. m. 186) (743 S. K. m. 659)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan şuf'a davasına dair karar davalı ve dahili davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava şuf'u payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ve dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Şuf'a davasının davalısı şuf'alı payı iktisaptan önce o taşınmazda paydaş ise onun hakkında şuf'a hakkı kullanılmaz. M.K.'nun 659. maddesi bir paydaşın payını üçüncü şahsa satması halinde diğer paydaşların şuf'a haklarını kullanabileceklerini hüküm altına almıştır. Paydaş üçüncü şahıs sayılamayacağına göre paydaşın paydaş aleyhine şuf'a hakkı söz konusu olamaz. Dava hakkına ilişkin olduğu için bu hususun davanın her safhasında resen göz önünde tutulması gerekir. Bu gibi durumlarda savunmanın genişletilmesinden de söz edilemez.
Şuf'alı pay dava sırasında bir başka şahsa veya satışı yapan paydaşa satılırsa davacı, usulün 186. maddesi uyarınca seçimlik hakka haizdir. Dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir, isterse davayı tazminata dönüştürerek dava ettiği şahıs hakkında yürütür. Bu itibarla davacıya seçimlik hakkını kullanması yönünden mehil verilmesi gerekir. Şuf'alı payın eski sahibine dönmesi davacının ilk satışla doğan şuf'a hakkına engel teşkil etmez. Dava, şuf'alı payı iktisap eden paydaşa yöneltilirse onun hakkında devam ettirilir.
İlk satış bedeli ile ikinci satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı konusu önem taşımaktadır. Son satın alan şahsın iyi veya kötü niyetli olmasına göre durum değişir. son satın alan şahıs kötü niyetli ise davacı ilk satış bedeli ile aksi halde son satış bedeliyle sorumlu olacaktır. Burada ispat külfeti de tabiatıyla davacıya düşecektir. Davacı tanık dahil her türlü delille, son satın alan ve dava yöneltilen şahsın ilk satışı ve bedelini bildiğini, buna rağmen muvazaalı olarak şuf'a hakkını önleme amacıyla bedelin fazla gösterildiğini kanıtlaması gerekir. İkinci satış fazla bedelle ilk satana yapılmışsa, o kimse birinci satışın tarafı olduğu için kötü niyetli olduğunun kabulü icabeder. Davacının ayrıca delil ibrazına gerçek yoktur.
Olayımızda: Dava başlangıçta dava konusu 1202 nolu parselden pay satın alan M. hakkında açılmış, bu şahsın hissesini 18.8.1998 tarihinde H.'ye satması nedeniyle HUMK.'nun 186. maddesi uyarınca H. davaya dahil edilmiş ise de H. de yargılama sırasında dava konusu hisseyi 8.12.2000 tarihinde M.'ya trampa ile devrettiğinden yukarıda belirtildiği şekilde HUMK.'nun 186. maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken bundan zuhul olunarak yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 4.6.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy