(818 S. K. m. 256)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava akde aykırılık sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hüküm davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı kendi maliki olduğu evde oturan oğlu Mehmet'in kendini rahatsız ve huzursuz ettiğini dövdüğünü ihtara rağmen, evi boşaltmadığını ifade etmiş, duruşmada da oğlu Mehmet'in bu evde kiracı olarak oturduğunu beyan ederek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı 2 yıldır davacı babasına ait olan bu evde oturduğunu aralarında yapılmış bir kira sözleşmesi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece taşınmazın 6570 Sayılı Kanuna tabi olduğu belirtilmiş ancak tahliye için gösterilen istemin bu konuda gösterilen tahliye sebeplerinden hiçbirine uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Mahkemenin kiracılık ilişkisini saptayan bu hükmü davalı tarafından temyiz edilmediğinden davacı ile davalı arasında kira sözleşmesinin var olduğunu kabul etmek gerekir.
Davacı kiracı olan oğlunun kendine kötü davranıp hakaret ettiğini ifade etmiş, dinlenilen davacı tanığı da davalının sürekli davacıyı taciz ettiği ve bir süre öncede davacıyı dövdüğünü ve davacının 2 ay hastanede yattığını ifade etmiştir.
Bu durumda Borçlar Kanunun 256. maddesi gereğince olayda açıktan fena kullanma olgusunun gerçekleştiği anlaşıldığından akdin feshi ile kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy