(743 S. K. m. 658, 659)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şuf'a davasına dair karar davalılardan Emine B. tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak davetiye masrafı eksik olduğundan duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şuf'alı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile şuf'alı payın Mustafa B. adına tesciline karar verilmiş, hüküm dahili davalı Emine B. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Şuf'a hakkının tapuda yapılan satışın öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde kullanılması gerekir. İştirakçi ortaklardada bunlardan satışı en geç öğrenenin öğrenme tarihine göre bir aylık hak düşürücü süre saptanır. Diğer ortakların daha önce öğrenmesi önem taşımaz. Bu hak her türlü irade bildirimiyle kullanılabileceği gibi doğrudan doğruya dava açmak suretiyle de kullanılabilir. Dava dışı kullanılan irade bildirimi süreyi koruyacağından yasal süresi içinde her zaman dava açılabilir. Şuf'a hakkı tapudaki satış işleminden sonra doğacağından şuf'alı payın daha önce satılacağının öğrenilmesi veya hak sahibine vaki satın alma teklifinin kabul edilmemesi hiçbir hukuki değer taşımaz. Davalı hak düşürücü süre geçirildiği savunmasında bulunmuşsa bunu ispat etmesi gerekir. Bu konuda tanık dahil her türlü delil ikamesi mümkündür. Önce davalı delillerinin daha sonra varsa davacı delillerinin toplanması gerekir.
Olayımızda: Davacı Mustafa B. dava konusu payı satan Emine B.'nin evlatlığıdır. Pay 4.3.1999 tarihinde satılmış, dava ise yaklaşık 15 ay sonra 26.5.2000 tarihinde açılmıştır. Mustafa ve Emine B.'nin dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binada altlı üstlü oturdukları anlaşılmaktadır. Davalı tanıkları da birbirini doğrular şekilde davacı Mustafa B.'nin bu satıştan başından haberi olduğunu ve Emine B.'den payı kardeşlerine satarken davacı Mustafa B.'ye söylediğini duyduklarını beyan etmişlerdir. Davalı tanıkları bu şekilde davacı Mustafa B.'nin satıştan hemen sonra satıştan haberinin olduğunu söylemişlerdir. Bu durumda davacı Mustafa B. satıştan haberdardır ve dava bir aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığından süresinde değildir. Mahkemece davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 27.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy