(818 S. K. m. 18) (743 S. K. m. 658)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davacılardan Ahmet T. G. vekili Av. H. Tepe ve Av. Ş. S. Tekin geldiler. Davalılardan M. Y. H. vekili Av. E. Yüceer ve Av. A. Z. Demir ve Lütfiye D. vekili Av. O. Taygur geldiler. Hazır bulunanların şifai beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava şufalı payların iptali, tescil ve ipoteğin fekki istemlerine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, paydaşı bulundukları 43 parsel sayılı taşınmazın 1, 2, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerinin gerçekte davalıya satıldığı halde şufa hakkının önlenmesi amacıyla tapuda trampa şeklinde gösterildiğini, keza şufalı payların ilişkin bulunduğu 4 adet bağımsız bölüm üzerinde muvazaalı işlemle satıcı L. lehine ipotek tesis edildiğini, şufa hakkının tanınarak ipoteğin fekkiyle şufalı payların adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar tapuda yapılan işlemin trampa olduğunu, şufa hakkının bulunmadığını, davacıların şufa hakkından feragat ettiklerini, davanın reddini savunmuştur.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, tapunun beyanlar hanesindeki şufa hakkından feragat beyanının davacıları bağlamayacağına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacılar tapuda yapılan işlemin trampa değil satış olduğunu iddia ile iş bu davayı açmışlardır. Davacılar tapudaki işlemin tarafı olmadığından o işlemdeki muvazaa iddiasını her türlü delille kanıtlayabilmek imkanına sahiptir. Davacılar muvazaa iddiasını kanıtlama yönünde tanık ve trampa edildiği belirtilen taşınmazların değerinin tesbiti için yapılacak keşif delillerine dayanmıştır. Davacıların dinlettiği tanıklardan Yakup T. işlemde muvazaaya ilişkin bilgisi olmadığını beyan etmiştir. Davalının bayiinin anne ve babası olan davacı tanıkları Bedia ve Kenan H. ise soyut beyanlarla satıcı L.nin paraya ihtiyacı olduğunu ve işlemin trampa olamayacağını ifade etmişlerdir. Davacı tanıklarının beyanları nazara alındığında davalılara yapılan temlikin trampa değil satış olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir.
Trampa akdine konu olan payların işlem tarihindeki değerlerinin farklı olduğunun keşifte saptanmış olması tek başına işlemin muvazaalı olduğunun kabulüne yeterli olamaz. Bu durumda davacıların, davalılara yapılan temlikin muvazaalı olduğu yolundaki iddiasının sübuta ermediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabul kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, davalılar yararına ayrı ayrı takdir olunan 20.000.000.-er TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 23.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy