(4721 S. K. m. 648, 677, 698)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan paylaşma davasına dair karar davalılardan Erol tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, üç adet taşınmazın paylaştırılmasına ilişkindir. Mahkemece satış kararı verilmiş hüküm davalı Erol tarafından temyiz edilmiştir.
"Paylaşma istemi hakkı" başlığını taşıyan Medeni Kanunun 642. maddesi, mirasçılardan her birinin sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her zaman mirasın paylaşılmasını, paylı mülkiyetin sona ermesini düzenleyen ve "paylaşma istemi" başlığını ihtiva eden 698. maddesi ise, hukuki bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça paydaşların her birinin malın paylaşılmasını isteyebileceği hükmüne yer vermiştir. Aynı kanunun 703/son maddesi de elbirliği mülkiyetinde paylaşıma, aksine hüküm bulunmadıkça paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır kuralını öngörür. Kanunun 644. maddesi de açıkça paylaşma davasından söz eder. Kanunu Medeni'nin 627. maddesi "Taksim davası"ndan söz ederken Medeni Kanunun 698. maddesi başlığı ise "paylaşma istemi" şeklinde kaleme alınmıştır. Maddede "dava" sözcüğü yerine davayı da içine alan daha kapsamlı "istem" sözcüğüne yer verilmiştir.
Bu kanuni düzenlemeden anlaşılacağı üzere paylaşma isteme ( taksim davası açma ) hakkı kural olarak paylı mülkiyette paydaşa, elbirliği mülkiyetinde ise mirasçıya tanınmıştır. Malik olmayan kimseye paylaşma isteme ve paylaşmaya katılma hakkı tanınmamıştır. Örneğin Kanuni Medeni'nin 612, Medeni Kanunun 677. maddeleri miras payının temliki konusunda üçüncü kişi ile sözleşme yapma imkanı vermesine karşın, bu kimseye paylaşmaya katılma yetkisi vermemektedir. O halde paydaş olmayan kimsenin paylaşma ( taksim ) davası açması mümkün değildir.
Kanunu Medeni'nin 588. maddesine göre bir mirasçıya düşen hisseyi temellük eden veya haczeden yahut o mirasçı aleyhine borcunu ödemekten acze dair icra vesikası olan alacaklı hakimin mirasçı yerine kaim olmak üzere taksime iştirakini isteyebilecektir. Taksime iştirak paylaşma ( davayı ) isteme hakkını da kapsar. Paylaşma davası açma hakkı paydaş ya da mirasçıya ait olduğundan ve borcunu ödemeyen mirasçıdan alacağın tahsili sonucunu doğuran bir davayı açması da beklenemeyeceğinden kanunun sözü edilen maddesi ile bu hak hakime tanınmış, hakim borçlu mirasçı yerine dava açması konusunda alacaklıya yetki vermekte, alacaklı da hakimden aldığı bu yetkiye dayanarak taksim davası açmakta idi.
Kanun koyucu böyle bir durumu uygun görmediğinden Medeni Kanunun 648. maddesiyle yeni bir hüküm getirmiş, alacaklıya sulh hakiminden bu mirasçının yerine paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebilir tarzında bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre alacaklı sulh hakiminden borçlu mirasçı yerine paylaşmaya katılmak üzere kayyım atanmasını isteyecek, kayyım atandığında kayyım paylaşma ( taksim ) davası açacak, davaya kayyım huzuru ile devam edilip sonuçlandırılacaktır.
Yargılamanın yukarıda belirtilen esaslar dahilinde yapılması, sonucuna böre bir karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve istek halin de peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 7.7.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy