(4721 S. K. m. 699) (1086 S. K. m. 417, 569)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paylaşma davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, altı adet taşınmazın paylaştırılmasına ilişkindir. Mahkemece 501,721,1142,2935 ve 2936 parsel No'lu taşınmazlar hakkındaki davanın reddine, 1224 No'lu parselin satışına karar verilmiş, hüküm satışına karar verilen taşınmaza yönelik olarak davalı Hüseyin kayyımı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin borçlu davalı Hüseyin'den olan alacağının tahsili için yapılan icra takibinde borçluya babası Ali'den intikal eden dava konusu 501,721,1142,1224,2935 ve 2936 No'lu parsellerin haczedildiğini belirterek, taşınmazların borca yetecek kadarının satışını talep etmiştir. Davalı Hüseyin kayyımı vekili, öncelikle elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi gerektiğini, bundan sonra pay satışının yapılmasını, bu durumda davanın konusunun kalmayacağını ve satışın da gerekmeyeceğini, diğer ortakların mağdur olmayacağını savunmuştur. Davalı Emine duruşmalara katılmamış ve bir beyanda bulunmamıştır.
Medeni Kanunun 699.maddesi gereğince, dava konusu edilen taşınmazın aynen bölünmesi mümkünse, aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilmesi gerekir. Paylaşma davalarında taşınmazın yüzölçümüne, pay ve paydaş sayısına, imar mevzuatına göre aynen bölünmenin mümkün olup olmadığının araştırılması, mümkün ise fen ehline bölünme projesi düzenlettirilmesi icap eder. Taşınmaz belediye ve mücavir alan hudutları içinde ise bölünme projesi eklenerek belediye encümeninden, belediye ve mücavir alan dışında ise il İdare Kurulundan imar mevzuatı uyarınca aynen bölünmenin mümkün olup olmadığı sorularak saptanır.
Mahallinde yapılan keşif sonucu fen bilirkişisi, 17.6.2002 tarihli raporunda dava konusu edilen 1224 No'lu parselin aynen bölünmesinin mümkün olduğunu belirttiğine göre, taşınmaza ilişkin bölünme projesinin düzenlettirilmesi, onay makamına gönderilmesi, alınacak cevaba göre karar verilmesi gerekirken, bundan zühul olunarak eksik inceleme ile yazılı şekilde satış kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı Hüseyin kayyımı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi de hatalı görüldüğünden, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy