(4721 S. K. m. 658)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava şufalı payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilinin dava konusu edilen 13, 14, 15 ve 20 No'lu parsellerde paydaş olduğunu, davalıların bu parsellerdeki hisseleri 17.7.2001'de satın aldıklarını, davacının şufa hakkını kullanmak istediğini belirterek şufalı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin taşınmazlarda daha önceden paydaş olup, ekonomik kriz nedeniyle paylarını Sefer Ö.'e devrettiklerinde davacının şufa hakkını kullanmadığını, daha sonra bu payları geri aldıklarında ise kötü niyetle dava açtığını, satış bedelinin çok düşük gösterildiğini, bağış niteliğinde işlem yapıldığını, ayrıca taşınmazların taksim edildiğini, her paydaşın kendi yerini işlediğini, işlemin bağış niteliğinde olması ve taşınmazların taksim edilmeleri nedeniyle şufa hakkının kullanılamayacağını, şufa hakkının amacının paydaşlar arasına yabancı şahısların girmesini önlemek olup, son yapılan satış ile yine kök mirasçıların taşınmazlarda paydaş haline geldiğini, davanın reddini savunmuş, davalı Ali İhsan Ş. 29.4.2002 tarihli dilekçe ile davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Şufa hakkı müşterek mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda paydaşlardan birinin payını üçüncü şahsa satması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma hakkını veren yenilik doğuran bir haktır. Türk Kanunu Medenisi'nin 658. maddesi hükmüne göre bu hakkın satışa ıttıla tarihinden itibaren bir ay ve her halde on yıl içinde kullanılması gerekir.
Somut olayda; davalılar dava konusu edilen taşınmazlarda daha önceden paydaş olup, paylarını 1985 yılında dava dışı Sefer Ö.'e sattıktan sonra 17.7.2001 tarihinde aynı şahsın mirasçılarından geri satın almışlardır. Şufa hakkı paydaşlarca yapılan her yeni satış için kullanılabilir. Davalıların 1985 yılında yaptıkları pay satışına ilişkin davacının şufa hakkını kullanmaması onun iyi niyetli olmadığını göstermez. Paylar 17.7.2001 tarihinde satılmış, dava da 15.8.2001 tarihinde bir aylık hak düşürücü süre içinde açıldığına göre, mahkemece davalı Ali İhsan Ş.'in davayı kabul beyanı nazara alınarak ve diğer davalının taksim savunması üzerinde durularak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 13.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy