(4721 S. K. m. 2, 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av.Rıza Peker ile davacı vekili Av.İ.Ethem Yüksel geldiler, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, önalım hakkı sebebiyle davalıya satılan payın iptal ve tescili isteğine ilişkindir.
Yargıtay'ın yerleşen içtihatlarına göre önalım davasına konu taşınmaz paydaşlar arasında bölüşülmüş, her bir paydaş belli bir yeri kullanırken pay satışı yapılması ve paydaşların bu pay satışı sebebiyle önalım hakkını kullanması Medeni Kanunun 2.maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Bu hususun davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkündür.
Olayımızda, önalım hakkına konu edilen taşınmazın ½ payının 30.9.1998 tarihinde davalıya satılması üzerine 18.2.1999 tarihinde ikame edilen davanın yargılaması sırasında davalı tapuda gösterilen satış bedeline itirazının yanında, taşınmaz üzerindeki dört katlı binadaki bölümlerin paydaşları arasında rızaen bölüşüldüğünü de savunmuştur. Mahkeme, ilk kararında davanın görülebilmesi ve yargılamanın devamının keşifte tespit edilen önalım bedelinin depo edilmesi şartına bağlı olduğu gerekçesiyle, bu bedel depo edilmediğinden davanın reddine karar vermiştir. Bu hüküm dairemizce satış tarihi ile dava tarihi arasında uzunca süre geçmediğinden keşifte belirlenen bedelin depo edilmesi konusunda mehil verilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmuştur. Mahkeme, direnme kararının Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulması üzerine, bozma kararına uyduktan sonra davalının rızai bölüşme savunması üzerinde durmadan davanın kabulüne karar vermiştir.
Yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda rızai bölüşme savunması üzerinde durularak taraf delillerinin toplanması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması icap etmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 06.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy