(6570 S. K. m. 7/a) (2004 S. K. m. 272) (818 S. K. m. 29, 31)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan itirazın iptali-tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali ve tahliye taahhüdü nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kiralananda 2001 yılından beri kiracı olup, 2002 yılında kira sözleşmesi yenilenirken 18.10.2002 tarihinde noterlikten verdiği tahliye taahhütnamesi ile kiralananı 01.10.2003 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt etmesine rağmen süresinde boşaltmaması nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığını, davalının bu takibe taahhütnamenin geçersizliğini ileri sürerek itiraz ettiğini, oysa taahhütnamenin kiralananda oturulurken verildiğini ve geçerli olduğunu belirterek itirazın iptalini ve davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Davalı vekili, ilk kira ilişkisi başlarken davacının tahliye taahhüdü aldığını, yenilenen dönemlerde de taahhütname almayı sürdürdüğünü, tevali eden taahhütlerin geçerli olamayacağını, davacının asıl amacının davalıyı baskı altında tutarak istediği fahiş kira parasını kabul ettirmek olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında 01.10.2002 tarihinde bir yıl süre ile yenilenen kira sözleşmesi bulunmaktadır. Bununla birlikte davalının 2001 yılından beri kiralananda kiracı olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı 18.10.2002 tarihinde Edirne 2. Noterliği'nce düzenlenen tahliye taahhütnamesi ile kiralananı 01.10.2003 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt etmiştir. Daha önce 24.09.2001 tarihinde de tahliye taahhüdü verilmiş ise de, davacı belirtilen ikinci tahliye taahhüdüne dayanarak kiralananın tahliyesini istemektedir. Davalı tahliye taahhüdünün baskı altında verildiğini ileri sürerek bu konuda tanık dinletmiştir. Oysa davalının kiralananda otururken verdiği tahliye taahhüdü serbest irade mahsulü olduğundan geçerlidir. Çünkü taraflar arasında bir kira ilişkisi bulunmaktadır ve davalı mecbur olmadığı halde tahliye taahhüdü vermiştir. Borçlar Kanunu 'nun 31. maddesine göre taahhüdün iptali de istenmediğinden davalı taahhüdün geçerliliğini kabul etmiş durumdadır. Bu hususlar göz önünde bulundurularak sübut bulan davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy