(4721 S. K. m. 644)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukardagün ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satışına karar verilmiş, hüküm davalılar H. E. ve O. S. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, tarafların dava konusu edilen 1965 no'lu parsele birlikte malik olduklarını, taşınmazın taraflar arasında murislerinden intikal ettiği biçimde kullanımı söz konusu ise de, ortaklığın harici anlaşma ile giderilmesinin mümkün olmadığını belirterek, taşınmazın aynen bölünmesi, mümkün değilse satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiştir. Davalılar H. E. ve O. S. vekili, satış yoluyla değil aynen bölünme yoluyla ortaklığın giderilmesini istediklerini, bilirkişi raporunda belirtilen bütünleyici parçaların davacıya ilişkin olduğu konusunda bir itirazlarının olmadığını, onları davacı tarafın yaptığını beyan etmiştir. Sair davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmamışlardır.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça (muhtesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ilişkin olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tesbit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın bütün değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhtesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ilişkin olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen 1965 no'lu parsel üzerinde bulunan toprak dolgu, dikenli tel örgü, altı adet sera, damlama sistemi, ana ve yardımcı binalar, su ve LPG tankı ve jeneratörün davacı Numhems Tohumculuk Ltd. Şti'ne ilişkin olduğu konusunda tapuda şerh ve davayı bir kısım davalılar takip etmediğinden taraflar arasında ittifak bulunmamaktadır. Yerinde yapılan keşif sonrasında bilirkişilerce düzenlenen 7.4.2004 günlü raporda da, taşınmaz üzerindeki muhtesatların tamamının istenildiği takdirde taşınabilecek konumda olduğu belirtilmiştir. Bu halde mahkemece herhangi bir oran miktarı gösterilmeksizin muhtesatların parasının oran kurularak davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden davada kendilerini vekille temsil ettiren davalılar H. E. ve O. S. lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi de hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 13.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy