(2004 S. K. m. 67)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava icra takibine itirazın iptali ve inkar tazminatı tahsiline ilişkindir. Takipte kira alacağı yanında hasar bedeli de istenmiştir. Mahkeme kısmen takibin devamına ve itirazın iptali ile %40 inkar tazminatı tahsiline karar vermiş ve hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının kiracı iken 19.07.2001 tarihinde tahliye ettiğini, sözleşmede yıllık 500.000.000.-TL olan kiranın DİE-TEFE oranında artması gerektiğini, 2000 yılında 2.491.541.250.-TL ödemesi gerekirken eksik ödediğini, 2001 yılında 5.000.000.000.-TL olması gereken kiranın dört ayının ödenmediğini, ayrıca tahliye ederken birçok hasar bıraktıklarını 2001/595 D.İş dosyasında 135.025.268.-TL hasar bedeli belirlendiğini, bu alacakların tahsili için icra takibi yapıldığını, itirazla durduğunu, haksız itirazın iptali ile takibin devamı ve inkar tazminatı tahsilini istemiştir. Davalı ise borcu bulunmadığını, tespit raporunu da kabul etmediğini belirterek davanın reddi ile tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davacı, icra takibinde ve dava dilekçesinde 3.503.361.967.-TL üzerinden talepte bulunmuş, mahkemece 1.649.978.396.-TL üzerinden takibin devamına karar verilmiş olduğuna göre reddedilen kısım üzerinden davalı yararına vekalet ücreti verilmesi ve yargılama giderlerinin de bu oran dahilinde davalıdan tahsili gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca davaya dayanak yapılan icra takibinde kira alacağı yanında hasar bedeli de talep edilmiştir. Her ne kadar İİK.nun 67. maddesi gereğince hükmolunan miktar üzerinden tazminata karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmış ise de icra takibi ile istenilen hasar bedeli belli ve muayyen olmayıp yargılamayı gerektirir niteliktedir. Bu durumda ancak hükmolunan kira alacağı miktarı üzerinden tazminata hükmedilmesi gerekirken, hasar bedeli de ilave edilmek suretiyle belirlenen miktar üzerinden tazminata hükmedilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy