(4721 S. K. m. 640, 732, 733, 734)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, önalım hakkına ilişkin payın iptal ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dilekçesiyle müvekkilinin dava konusu taşınmazda önalım hakkı sahibi olduğunu ve taşınmazın 10826/33.125-760 hissesinin davalı F.'ya satıldığını tesadüf en öğrendiğini belirterek önalım hakkı nedeniyle davalı adına olan payın iptaliyle adına tescilini istemiştir. Davalı vekili dava süresinde olmadığından davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Karan uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımıza gelince; davacının davaya konu taşınmazda, müstakil pay kaydı bulunmamaktadır. Dayanılan pay 2179629/33125760 hisse olarak elbirliği mülkiyeti olarak tapuya kayıtlıdır. Bu durumda davacı tek başına önalım davası açamaz. Yukarıdaki esaslar doğrultusunda mahkemece öncelikle taraf teşkili üzerinde durulması, tüm ortakların muvafakatinin sağlanması ya da miras şirketine temsilci atanması için davacıya süre verilmesi, işin esasının bundan sonra incelenmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.'nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy