(818 S. K. m. 263) (6570 S. K. m. 11)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı "Alacak" davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava kira alacağı ve hor kullanma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacıya ait iki dairenin davalı şirket çalışanları olan iki kişiye aylık 2200'er Dolar'dan kiralandığını, her iki sözleşmeyi de davalı şirketin kefil olarak imzaladığını, ancak kiracıların görev süreleri sonunda kiralananları terk edip ülkelerine döndüklerini, bu arada sözleşme gereği ödedikleri 4000'er Dolar güvence parasını imzaladıkları belgelerle davalı şirkete temlik ettiklerini, davalı şirketin kiralananları kullanmaya devam ederek kira ilişkisini sürdürdüğünü, personeline tahsis ettiğini, kiraların şirket yetkilisi tarafından ödendiğini, bu suretle önceki sözleşmeden bağımsız şekilde kiracılık sıfatını davalının üstlendiğini, akdin usulüne uygun şekilde feshedilmemesi nedeniyle bir yıl daha yenilendiğini, davalı şirketin temlik belgelerine dayanarak yaptığı takip ve açtığı davanın reddedildiğini, o davadaki ilamda da akdin yenilenmiş olduğunun yazılı bulunduğunu, o dosyadaki bilirkişi raporunda yeniden kiralama süresinin iki ay olarak bildirilmiş olması nedeniyle kiracının iki ay daha kira bedelinden sorumlu olduğunu, kiralananın yeniden 1500 Dolara kiraya verildiğini, davacının kira miktarına göre aylık 700 Dolar'dan 7000 Dolar kira farkı zararı bulunduğunu, kiralananda bırakılan hasarların 2000 Dolar civarında olduğunu, kiracıların ödediği 8000 Dolar depozitodan mahsup edildiğinde 7600 Dolar karşılığı 11.340.000.000.-TL'nin tahsilini istediğini bildirmiştir. Davalı vekili ise davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, davacının dayandığı kira sözleşmelerinin daha önce şirkette çalışan kişilerle yapıldığını, davalının bu sözleşmelere sadece kefil olduğunu, sorumluluğunun sözleşmede yazılı bir yıl süre ile sınırlı olması gerektiğini, kiracıların davacıya ödedikleri depozitoyu temlik etmiş olmaları nedeniyle sadece bu güvence parasının takip hakkına sahip olduklarını, hasar varsa güvence parasının mahsup edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında yapılmış bir kira sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacının dayandığı sözleşmeler davacı ile dava dışı J. S. ve J. R. arasında 1.3.2000 ve 10.3.2000 tarihlerinde düzenlenmiş, davalı N. Telekom Ltd. Şti. ise bu sözleşmeleri kefil olarak imzalamıştır. Ancak davacı taraf kiracıların kiralananı terk edip gittikten sonra davalının kiracılık sıfatını üstlenerek kira ilişkilerini devam ettirdiğini ileri sürmektedir. Bu durumda davacı ile davalı arasında kira ilişkisinin bulunduğunu davacının kanıtlaması gerekir. Bunun için davacı tarafa iddiasını kanıtlama olanağı tanınması, bu konudaki tüm delilleri sorulup toplanması, varsa davalının karşı delillerinin alınması, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının kefil olduğundan bahisle noksan inceleme sonucu yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy