(818 S. K. m. 262, 263)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Uyuşmazlık, feshi ihbar nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinin dava konusu edilen 56 No'lu parselin paydaşları olup davalının boş arsa niteliğindeki kiralananı önce 1.6.1989-1.6.1990 tarihleri arasında oto yıkama lastik ve yağ satışı ve değişimi işinde kullanmak üzere kiraladığını daha sonra da tüm paydaşların muvafakati ile paydaşlardan Naşide Akçakaya ile 1.10.1989 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi yaptığını, her iki sözleşmenin de süresiz hale geldiğini, davalı hakkında daha önce açılan iki tahliye davasının Borçlar Kanunu'nun 262. maddesinde düzenlenen sürelere uyulmadığından reddedildiğini, bu kez son yapılan 1.10.1989 tarihli sözleşme gereğince davalıya sözleşmenin yenilenmeyeceğinin 22.5.2003 tarihli ihtarname ile bildirildiğini belirerek davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Davalı, davacıların daha önce tahliye amaçlı açtıkları davanın reddine karar verildiğini, davanın kira parasını artırmaya yönelik açıldığı, Elazığ dışında oturan davacıların kiralanana ihtiyaçlarının olmadığını, davanın hiçbir haklı nedene dayanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Borçlar Kanunu'na tabi süresiz sözleşmelerde feshi ihbar süresi bu kanunun 262. maddesi hükmüne göre belirlenir. Anılan madde hükmü gereğince süresiz sözleşmelerde üç ay önceden kiracıya feshi ihbar tebliğ ettirilmesi ve o dönem sonunda dava açılması gerekir. Altı aylık dönemin birinde tebliğ ettirilen feshi ihbar ancak bu dönem sonunda dava açma hakkı verir. Bu feshi ihbar sonraki dönem için kullanılamaz. Borçlar Kanunu'nun kapsamına giren yerlerin tahliyesi için feshi ihbar yeterli olup başka sebep aramaya gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 1.10.1989 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralananın vasfı 728 m2 boş arsa olarak gösterilmiş ve oto yıkama lastik ve yağ değişimi ve satışı işinde kullanılacağı belirtilmiştir. Bu haliyle kiralananın Borçlar Kanunu'nun adi kiraya ilişkin hükümlerine tabi olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın bu kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Olayda Borçlar Kanunu'nun hasılat kirasına ilişkin hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur. Buna göre sözleşme 1.10.1990 tarihinden itibaren Borçlar Kanunu'nun 263. maddesi hükmü gereğince süresize dönüşmüş olup davacılar tarafından 22.5.2003 tarihinde keşide edilen ve davalıya 26.5.2003 tarihinde tebliğ olunan feshi ihbar ihtarnamesi altı aylık dönemin sonundan üç ay öncesini kapsadığından 14.10.2003 tarihinde açılan dava süresindedir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 30.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy