(4721 S. K. m. 705, 733)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava önalım hakkına konu payın iptali ve tesciline ilişkindir. Mahkeme davayı ret etmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, dava konusu 288 parselde hissedar olduğunu, diğer hissedarlardan Zeynep Kaplan ve Şerife İbik (Ünal) paylarını satış vaadi sözleşmesiyle davalıya sattıklarını, davalının Asliye Hukuk mahkemesine açtığı dava ile adına tescil edildiğini belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ve tescilini istemiştir. Davalı vekili ise Davacının ferağa icbar davasında müdahil olarak katıldığını verilen kararın davacıyı bağlıyacağını, davalının vesayet altında bulunduğunu Asliye Hukuk mahkemesinden izin alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkına konu payın davalı Hakan Selçuk adına satış vaadi sözleşmesine istinaden Kemer Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/244-623 esas ve karar sayılı dosyası ile açılan ferağa icbar davası sonucunda tesciline karar verildiği, kararın 15.09.2003 tarihinde kesinleştiği ancak tapuda infaz edilmediği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 705. maddesine göre mülkiyet mahkeme kararının kesinleşmesiyle kazanılmış olur. Hak düşürücü sürede bu tarihte başlar. Aynı kanunun 733/3 maddesinde yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir. hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm doğrultusunda önalım hakkına konu payın alındığının alıcı ve satıcı tarafından ihtarname ile diğer paydaşlara bildirilmediği takdirde diğer paydaşların her halde 2 yıl içinde dava açmaları mümkündür. Bu yasal düzenleme karşısında davacının satışı kendiliğinden öğrenmesi önem kazanmamaktadır. Satıcıların ve adına pay tescil edilen davalının hükmün kesinleştiği tarih itibariyle diğer paydaşlara Türk Medeni kanunun 733. maddesi uyarınca bildirimde bulunmadıklarına göre davacının açtığı dava süresinde olup davanın açılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu nedenle işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın ret edilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy