(4721 S. K. m. 2, 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tapu iptali-tescil davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava önalıma konu payın iptali ve tesciline ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilinin dava konusu taşınmazda 152/447 paya sahip olduğunu, diğer hissedarlardan D. Arıklının payını 21.1.2004 tarihinde davalıya sattığını, bu satıştan müvekkilinin 15.3.2004 tarihinde haberdar olduğunu, tapuda belirtilen tapu bedeli, harç ve masrafları depo etmeye hazır olduğunu belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ve müvekkili adına tescilini istemiştir. Davalı vekili ise, davanın süresinde açılmadığını, tapudaki bedelin az gösterildiğini, gerçek bedel olmadığını, taraflar arasında fiili taksim olduğunu savunmuştur.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin Diğer temyiz itirazlarına gelince:
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK. nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda: Davalı önalıma konu payın bulunduğu taşınmazın paydaşlar arasında eylemli kullanma biçimi belirlenerek kullanıla geldiğini savunmuştur. Eylemli kullanma maddi bir olgu olup her türlü delille kanıtlanabilir. Davalıya bu savunmasını kanıtlamak yönünden delillerini ibraz için süre ve olanak tanınması varsa davacının da karşı delillerinin alınması delillerin birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken davalının buna ilişkin savunmasının 29.11.2004 tarihli ara kararıyla ret edilerek sonuca varılması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy