(818 S. K. m. 256)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, açıktan açığa fena kullanma nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının lokanta olarak kullandığı kiralananda içki satışı yapılması nedeniyle çalışanlar ve müşteriler tarafından gece geç saatlere kadar gürültü yapıldığını, çevrenin kirletildiğini, komşulara rahatsızlık verildiğini, yasa ve kurallara uyulmadığından Jandarmaca birçok kez kısa aralıklarla kapatıldığını, sözleşmeye aykırı şekilde bayan işçi çalıştırıldığını, davalıya bu konuda ihtarname gönderilmesine rağmen bu tutumunu sürdürdüğünü belirterek akde aykırılık ve açıktan açığa fena kullanma nedeniyle kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı vekili, kiralananda içki satışının ve bayan işçi çalıştırılmasının 14-15 aydır sürmesine rağmen davacının bu güne kadar bir şikayetinin olmadığını, davalının çevreyi rahatsız edecek bir davranışının bulunmadığını, sözleşmede kadın çalıştırma yasağının yer almadığını, davacının kiralananın yakınında aynı işi yapan ve benzer koşullarda çalışan Veli Derin isimli kiracısına karşı herhangi bir talebinin bulunmadığını, davacıyla aralarındaki uyuşmazlığın kira parasından kaynaklandığını, haksız açılan davanın reddini savunmuştur.
Borçlar Kanunu'nun 256. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.
Olayımıza gelince; taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesi 15.8.2002 başlangıç tarihli ve beş yıl sürelidir. Davacının kiralananın açıktan fena kullanıldığı konusunda dinlettiği tanıkları birahane olarak kullanılan kiralananda her gün tartışma çıktığını, iş yerinden çıkan müşterilerin gece vakti gürültü yaptıklarını tuvalet ihtiyaçlarını apartmanın yan tarafında giderdiklerini, apartman boşluğundan müzik sesi ve yoğun alkol kokusunun geldiğini, ertesi gün arabalarının yanında boş bira şişeleri bulduklarını, kiralananda bayan çalıştırıldığını beyan etmişlerdir. Jandarma tarafından düzenlenen 3.2.2004 tarihli tutanağa göre da iş yerinde garson olarak çalışan bir bayanın birahanede müşteri masasında oturduğu saptanarak iş yeri yedi gün süreyle kapatılmıştır. Davanın açılmasından sonra tanzim edilen 5.4.2004 tarihli tutanağa göre de yine iş yerinde garson olarak çalışan bir bayanın kılık kıyafet kurallarına uymadığı, aşırı dikkat çekici elbise giydiği belirlenerek iş yeri on gün süreyle kapatılmıştır. Davacı da 18.7.2003 ve 29.1.2004 tarihlerinde keşide ettiği ihtarnamelerle davalıdan çevrenin ve komşuların rahatsız edilmemesini istemiştir. Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davalının kiralanandaki faaliyeti nedeniyle çevrenin ve komşuların rahatsız ve huzursuz olduğu, bu şekilde kiralananın açıktan açığa fena kullanıldığı kanıtlandığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy