(4721 S. K. m. 648) (2004 S. K. m. 121) (HGK. 03.11.2004 T. 2004/6-509 E. 2004/568 K.)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, birden fazla taşınmaz mal paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Borçlu ortağın alacaklısı İcra Hakimliğinden İ.İ.K.nun 121.maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Bunun için icra hakiminden yetki belgesi alması zorunludur. İcra hakiminden yetki belgesi almadan doğrudan doğruya veya yetkisi olmayan İcra Müdürünün verdiği yetki belgesine dayanılarak dava açılması halinde dava hemen reddedilmeyip, icra hakiminden yetki belgesi almak üzere önel verilmelidir.
Bu şekilde açılacak davada borçlu ortak dahil tüm ortakların davaya dahil edilmeleri zorunludur.
Borçlu ortağın alacaklısı tarafından açılan davada birden fazla taşınmaz dava konusu edilmiş ise icra takibine konu borç miktarına göre dava tarihi itibariyle taşınmazlardan borçlu ortağın payına düşecek değerin tespit edilerek borca yetecek miktarda taşınmazın ortaklığının giderilmesine karar verilmesi, fazlaya ilişkin istemin reddedilmesi gerekir.
743 Sayılı Türk Kanunu Medenisini yürürlükten kaldıran ve 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 648. maddesinde yapılan yeni düzenleme karşısında, Dairemizce bu tür davaların kayyım tarafından açılması benimsenmiş ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.11.2004 tarih ve 2004/6-509-568 sayılı kararı ile Elbirliği mülkiyetine tabi malda payı bulunan borçludan alacaklı olan kimse icra mahkemesinden alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun da içinde bulunduğu tüm elbirliği ortaklarına karşı dava açıp bu davayı sonuçlandıracağına, buradaki dava açma hakkının hakime ya da bir başka kişiye tanınmadığına, yalnızca mirasçıya (ortaklara) ya da İ.İ.K.nun 121.maddesi uyarınca alacaklıya tanındığına göre yasa koyucunun bu davayı sadece kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmenin mümkün bulunmadığına karar vermiştir. Dairemizce de benimsenen bu karara göre İ.İ.K.nun 121.maddesine göre icra mahkemesinden aldığı yetki belgesine dayanarak alacaklı tarafından davanın açılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece yukarıdaki esaslar doğrultusunda öncelikle taraf teşkili üzerinde durulması ve daha sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru değildir.
Ayrıca davaya konu taşınmazlardan 480 ve 1036 parsel sayılı taşınmazlar için ortaklığın giderilmesi davası açılması için icra hakimliğinden yetki alınmamış ise de bu eksiklik yargılama aşamasında giderilebileceğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.'nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy