(1086 S. K. m. 73, 445)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair iade-i muhakeme kararının temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacılar vekili Av. T. geldi. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, taraflar arasında görülüp hükme bağlanan önalım davası nedeniyle yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, dava dilekçesinde önalım davasına konu yapılan 64 No'lu parselde kendilerine satılan pay nedeniyle haklarında açılan davada gerçek satış iradesinin 56 No'lu parsele yönelik olduğu halde akit tablosunun 64 No'lu parsel üzerinden yapıldığını, bu nedenle yargılamanın gerçeği yansıtmadığını, nitekim mahkemece keşfin ve diğer incelemelerin 64 No'lu parsel üzerinden yapılarak buna göre hüküm kurulduğunu ileri sürüp yargılamanın iadesi isteğinin kabul edilerek Ç. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2.7.2004 gün ve 2004/6-97 sayılı kararının iptali ile haklarında açılan önalım davasının reddini istemişlerdir.
Yargılamanın iadesi isteği HMUK.'nun 445 ve devamı maddelerinde açıkça vurgulandığı üzere hukuki niteliği itibariyle bağımsız bir dava olup mutlaka duruşma yapılarak iki aşamada incelenmesi gerekir. Mahkeme öncelikle yargılamanın iadesi davasının mesmu ( dinlenmeye değer ) olup olmadığını kendiliğinden araştırır. Bu aşamada genel dava koşullarından ayrı olarak yargılamanın iadesi davasının süresinde açılıp açılmadığının, teminat gösterilip gösterilmediğinin ve yasada sayılan yargılamanın iadesi sebeplerine dayanılıp dayanılmadığının incelenmesi gerekir. Bu koşullardan birisinin mevcut olmadığı sonucuna varılması halinde istem ret edilir. Mahkeme birinci aşamada yargılamanın iadesi davasının dinlenmeye değer olduğu sonucuna varırsa, ikinci aşamada esasa girerek ileri sürülen yargılamanın iadesi sebeplerinin doğru olup olmadığını araştırır. Dava dilekçesinde ileri sürülen sebebin gerçek olduğu kanısına varması halinde ise istem kabul edilerek asıl dava hakkında yeni bir karar verilir.
Yargılamanın iadesi istemi üzerine hakim, 23.05.1956 gün ve 8/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince HMUK.nun 73. maddesinde öngörülen yönteme uygun biçimde taraflara iddia ve savunmalarını bildirmeleri ve belirlenen günde oturuma gelmeleri için davetiye gönderip duruşma yapmadan yargılamanın iadesi isteği hakkında hüküm kuramaz.
Olayımıza gelince davacılar tarafından mahkemeye verilen yargılamanın iadesi istemine ilişkin 27.05.2005 tarihli dava dilekçesi, hiçbir işleme tabi tutulmaksızın esasa dahi kaydı yapılmadan ve harç alınmadan evrak üzerinden karar verilmiştir. Bu şekilde verilen karar yukarıda açıklanan esaslardan hiçbirine uymadığından temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiş olmakla;
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yargılamanın iadesi isteminde bulunan davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile HUMK. 'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ve davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Yargıtay duruşması için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 400.- YTL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy