(7201 S. K. m. 20, 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28) (YHGK. 30.03.2005 T. 2005/6-190 E. 2005/220 K.)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar alacaklı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Tebligat Kanununun 20-21 ve Tüzüğün 28. maddesi gereğince muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan her biri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesini muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir. Bu madde uyarınca ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır.
Olayımızda; Davalı borçlu adına çıkarılan örnek 51 ödeme emri 20.4.2005 tarihinde adres kapalı olması sebebiyle evrak Yenice mahallesi muhtarı Hüseyin Ünal imzasına tebliğ edilerek 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırıldı şerhiyle tebliğ edilmiştir. Verilen şerhe göre tebligatın 7201 Sayılı Kanunun 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakta ise de, muhatabın adreste bulunmama sebebi araştırılmadığından komşu imzası da alınmadığından tebligatın Tebligat Kanununun 20-21, Tüzüğün 28. maddelerine uygun olarak yapıldığı söylenemez. Ancak; tahliye isteğini içeren dava dilekçesi borçlu davalıya 15.6.2005 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davalının ödeme emrinin tebliğindeki usulsüzlüğü bu tarihte öğrendiğinin kabulü gerekir. Ne var ki bu tarih itibariyle tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesine şikayet yoluyla ileri sürüp tebliğ tarihini düzelttirmediği gibi, süresinde itirazda bulunmadığından 20.4.2005 tarihinde yapılan tebligat kesinleşmiştir. YHGK.nun 2005/6-190-220 sayılı ve 30.3.2005 tarihli kararı da bu yöndedir. Bu durumda 2.6.2005 tarihinde açılan dava yasal otuz günlük süre geçtikten sonra açıldığından süresindedir. Mahkemece, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 01.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy