(4721 S. K. m. 732)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda gün ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içerisinde istenilmekle tarih tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belirli günde davalı vekili Av. Salim Serhatlı ile davacı vekili Av. Serpil Yeşilyurt geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 1509, 1510, 1513 ve 1514 No'lu parsellerin paydaşı olup taşınmazın sair paydaşlarının davacının bilgisi ve rızası olmaksızın taşınmazlardaki paylarını davalıya sattığını, tapuda önalım hakkının kullanılmasını engellemek için satış bedelinin yüksek gösterildiğini, davacının yargılamada tesbit edilecek bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payların iptali ile adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin ABD'de eğitim görmesi ve payın vekil aracılığı ile satın alınması sebebiyle satışın davacıya noter aracılığı ile bildirilemediğini, payın aslında 85.000.000.000 TL bedelle alınmasına rağmen tapuda 80.900.000.000 TL olarak gösterildiğini, davacının bedelde muvazaa iddiasının doğru olmadığını, davanın iyi niyetle açılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde, sair paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen paylar taşınmazların paydaşları Müyesser Arbilen (Yıldız), Safiye Arbilen (Şanlı) ve Saim Arbilen tarafından davalıya 22.10.2003 gününde toplam 80.900.000.000 TL bedelle satılmıştır. Davacı ise tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı tanıkları payın davalıya hangi bedel karşılığında satıldığı konusunda açık bir beyanda bulunmamışlardır. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporlarında dava konusu edilen payların değeri 69.203.502.935 TL olarak bildirilmiş ise de muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Yalnızca davacının sair delillerini doğrulamak bakımından önem arzeder. Bu halde mahkemece tapuda gösterilen bedel ve satış masrafları toplamı üzerinden önalım bedeli depo edilmiş olduğundan bu bedel üzerinden önalım hakkının tanınmasına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden yukarıda yazılı sebeplerle hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 400.-YTL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ve istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy