(4721 S. K. m. 699)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık üç adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkeme satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar vermiş hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, mevcut delillerin takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin 854 No'lu parselin satış suretiyle ortaklığının giderilmesine ilişkin hükme yöneltilen temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin diğer parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 282,854 ve 1002 No'lu parsellerin paydaşlar arasında elbirliği ve müşterek mülkiyete tabi olduğunu taşınmazların aynen taksimi mümkün olmaz ise satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiş. Davalı vekili aynen taksim savunmasında bulunmuştur.
Paydaşlığın giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ile imar mevzuatına göre aynen bölüşmenin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
Aynen bölünerek paylaştırmanın mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Davada paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
Aynen bölünerek paylaştırma halinde teknik bilirkişiye ifraz projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz Belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde ise Belediye Encümeninden karar alınmak suretiyle belediyeden, Belediye dışında ise İl İdare Kurulundan İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin mümkün olup olmadığı sorulur. İfraz projesinde kimlere nerelerin verileceği konusunda paydaşlar anlaşamazlar ise hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir.
Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen 282 No'lu parselin pay durumu, konumu ve paydaş sayılı itibari ile aynen taksiminin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıdaki ilkelere uyularak karar verilmesi gerekirken hüküm kurmaya yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi dava konusu edilen 1002 No'lu parselin dosya içerisindeki tapu kaydına göre pay ve payda oranları birbirini tutmadığı halde bu husus üzerinde durulmadan bu parsel hakkında da karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) No'lu bentte yazılı nedenlerle 854 No'lu parsele ilişkin hüküm kısmının ONANMASINA, yukarıda (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 282 ve 1002 No'lu parsellere ilişkin olarak BOZULMASINA, onanan kısım için taşınmaz malın satış bedelinden paylarına düşecek paranın % 09 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 12.20.- YTL'nın mahsubu ile bakiyesinin temyiz edenlerden alınmasına, 20.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy