(4721 S. K. m. 734) (818 S. K. m. 18)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av. V. K. ve davacı vekili Av. A. C. geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile 105.688 YTL önalım bedeli üzerinden önalım hakkının tanınmasına davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin önalım bedeline ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 333 No'lu parselde davalının bir kısım paydaşların paylarını 15.6.2004 tarihinde 81.500 YTL bedelle satın aldıktan sonra taşınmazın diğer paydaşı A. B.'nin 50.000 YTL bedelle İ. H. E.'ye sattığı payı da 31.12.2004 tarihinde 100.000 YTL bedelle satın aldığını, yurt dışında yaşayan davacının satışları 18.4.2005 tarihinde tapu sicil müdürlüğünden öğrendiğini, satış bedellerinin önalım hakkının kullanılmasını engellemek için yüksek gösterildiğini, emsal ve rayiç bedellere göre satışın gerçekte 40.000 YTL bedelle yapıldığını, davacının bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, taşınmaz üzerinde parselasyon çalışmalarının devam ettiğini, bu çalışmalar sonuçlandığında taraflar arasındaki paydaşlık durumu ortadan kalkacağından davanın konusunun kalmayacağını, aslında davacıda önalım hakkını kullanma düşüncesi yokken taşınmaz üzerine ticarethane yapmak istediğini, davalının karşı çıkması nedeniyle de kötü niyetle işbu davayı açtığını, satış ve dava tarihleri arasında uzunca bir süre geçtiğinden taşınmazın değerinin objektif unsurlar ve enflasyon nedeniyle arttığını, bu nedenle önalım bedelinin dava tarihi itibariyle belirlenmesini istediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın payını üçüncü şahsa satması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Onalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret olan önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen payın ilişkin bulunduğu 333 No'lu parseldeki 23657/716800 pay 81.500.000.000 TL bedelle taşınmazın paydaşları F. E., S. S., M. H.,E., S. E. ve N. E. tarafından 15.6.2004 tarihinde davalıya satıldıktan sonra davalı aynı taşınmazda i. H. E.'nin 23657/716800 payını da 31.12.2004 tarihinde 100.000.000.000 TL bedelle satın almıştır. Bu şekilde toplam satış bedeli 181.500.000.000 TL olmaktadır. Davacı ise tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, gerçekte payların 40.000.000.000 TL bedelle satın alındığını iddia etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı tanıkları payın davalıya hangi bedel karşılığında satıldığı konusunda açık bir beyanda bulunmamış sadece duyuma ilişkin bilgilerini aktarmışlardır. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda da dava konusu edilen payın değeri toplam 100.133.10 YTL olarak bildirilmiş ise de muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arzeder. Bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamadığına göre bu durumda mahkemece davacıdan tapuda gösterilen bedelden önalım hakkını kullanıp kullanmayacağının sorulması, kabul ettiği takdirde önalım bedelini depo etmesi için uygun süre tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden yukarda (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 500 YTL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy